atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atatürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2018 Çarşamba

TEK ADAM_Şevket Süreyya Aydemir

✮✮✮✮
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam'da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatır.
İnsan kendini yapma kudretinin bir hammaddesidir. Tek adam,  bu hammaddeyi yoğurarak hem kendini yaratan, hem zuhuru, milletinin, kavminin, çağının tarihinde bir dönüm noktası olan adamdır. Mustafa Kemal, Tek Adam'dı. Çünkü şartlar, olaylar ve yaşadığı atmosfer içinde kendi hammaddesini yoğurarak kendi kendini yarattı. Mücadelesi milletinin kaderine damgasını vurdu ve hayatı, çağımızın yön tayin edici hadiselerinden biri oldu.”

8 Ocak 2018 Pazartesi

Bir Başka Açıdan KEMALİZM_Abdurrahman Dilipak

✮✮✮✮
Kitaptaki belgeler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Genelkurmay'ın tavsiye ettiği kitaplardan, Cumhuriyet , Ulus gibi gazetelerde çıkan ve tekzip edilmeyen yayınlardan, herhangi bir kovuşturmaya tâbi tutulmayan kitaplardan derlenmiş ve tasnif edilmiştir. Hemen hemen yazarın hiçbir yorumu bulunmamaktadır. Yazar, kitapla ilgili yasal sorunlar yaşandığını fakat aleyhine sonuçlanmadığını, bütün yazıların yasal referanslara sahip olduğunu belirtmiştir. Yakın tarihimizle ilgili söylenmeyen gerçeklerin arayışı ve alışılagelmişin dışında farklı bir bakış açısı getirme iddiasındadır. Mustafa Kemal’in doğum yılı, ailesinin soyağacı, üvey ailesi ve okul yılları, askerliği, savaş yılları, cumhuriyet, hilafet, din ve laiklik, inkılaplar, özel hayatı ve başka birçok konuda farklı rivayetler, farklı değerlendirmeler sıralanarak karar vermek okuyucuya bırakılıyor.

28 Ekim 2017 Cumartesi

ÇANKAYA_Falih Rıfkı Atay

✮✮✮✮
Ata­türk’ü çok yakından tanıyan biri olan Falih Rıfkı ATAY tarafından kaleme alınmış bu eser Türk siyasi hayatına ışık tutmuş, akıcı ve samimi bir dille yazılmıştır. Atatürk hakkındaki başka yerde bulama­yacağımız özel bilgilere ulaşabilirsiniz. Üç ana bölümde ele alınabilir. Birinci bölümde; (1881-1908) Atatürk’ün çocukluk ve gençliği, (1908-1914) Meşrutiyet, (1914-1918) 1. Dünya Savaşı anlatılır. İkinci bölümde ise Osman­lı Devletinin yok oluşu ve Türkiye Cumhuriyeti’nîn doğuşu anlatılır. Son Bölüm İse Atatürk’ün değişik konulardaki görüşleri ve karakteri üzerinedir.
Harf inkılabı ile ilgili bir bölüm:
Atatürk 1928 yılı haziranında Ankara’da bir ko­misyon kurulmasını Maarif Vekili, rahmetli Necati’den istedi. Dolmabahçe Sarayı’nda ziyaretine gittiğim Atatürk, “Hemen Ankara’ya git, komisyona katıl ve bu işi çabuk bitiriniz.” dedi. Komisyon alfabesini İstanbul’da Atatürk’e ben getirdim. Uzun uzun tetkik etti. Konuştuklarından birtakımı “q” harfin­de ısrar ediyordu. Hatta bir aralık Atatürk bu tavizde bulunmaya da karar verdi. Ertesi gün vazgeçirdîk. Bu arada bir “q” harfi tehlikesi atlattık. Biz Türkçe kelimelerde “k”nin ince ses­lilerle daima “ke”, kalın seslilerle “ka” okunduğunu düşüne­rek, “q”yu alfabeye almamıştık. Ben yeni yazı tasarısını getir­diğim günün akşamı Kâzım Paşa (Özalp) sofrada:
Ben adımı nasıl yazacağım. “Q” harfi lazım diye tuttur­du. Atatürk de:
– Bir harften ne çıkar, kabul edelim, dedi.

Böylece Arap kelimesini Türkçeleştirmekten alıkoymuş olacaktık. Sofrada ses çıkarmadım. Ertesi günü yanına gitti­ğimde meseleyi yeniden Ata’ya açtım. Atatürk el yazısı majüsküllerini (büyük harf) bilmezdi. Küçük harfleri büyütmekle yetinirdi. Kâğıdı aldı Kemal’in baş harfini “q”nun büyütülmü­şü ile, sonra da “k”nın büyütülmüşüyle yazdı. Birincisi hiç ho­şuna gitmedi. Bu yüzden “q” harfinden kurtulduk. Bereket Atatürk, “q”nun majüskülünü “Q” bilmiyordu. Çünkü “Q”, “k”nın büyütülmüşünden “K” daha gösterişli idi.”