1 Ekim 2020 Perşembe

TRENİN TAM SAATİYDİ_Heinrich Böll


 ✮✮✮

Yirmili yaşlarının başında olan Andreas cepheye katılma emri alır. Daha önce de birkaç kez yaralanmıştır. Bu kez geri dönemeyeceğine ilişkin bir saplantı oluşur onda. Cepheye gitmek için günlerce sürecek bir tren yolculuğu yapacaktır. Yolculuk esnasında geri dönmek için sebepleri olmayan iki askerle tanışır. Tüm zamanlarını birlikte geçirmeye başlarlar. Andreas ise sürekli ölümün kaç gün sonra ve hangi şehirde kendisini bulacağını hesap etmektedir.

GÜL YETİŞTİREN ADAM_Rasim Özdenören


 ✮✮✮

Kitapta iki farklı hikaye parçalar halinde ilerliyor. Bunlardan biri gül yetiştiren adam. O, Kurtuluş Savaşı yıllarında mücadele etmiş, savaş sonrasında ise vatanının, mücadele ettiği değerlerin ters istikametinde evrilmesine tanıklık eden biri. Bu değişimleri gördükçe hayata küsen ve kendi kabuğuna çekilen biri. Uzun yıllar boyunca evinden hiç çıkmamış, peygamber kokusudur diye bahçesinde eşsiz güller yetiştirmiş. Diğer hikayede ise modern çağı temsil eden genç bir yazar var. Yaşlı bir işadamıyla evli olan Sitare’ye aşık. Sitare diğer insanların gözünde yaşlı ve zengin işadamını, gençliği ve güzelliği ile kandıran, onunla evlenen ve daha sonra her fırsatta onu aldatan biridir. İşadamı hastanede yatarken Sitare, Yazar ve arkadaşları olan birkaç kişi ile birlikte tatile çıkarlar. Lüks oteller, kumarhaneler, gece kulüpleri onların değişmez mekanları olur. Sitare, arkadaşlarıyla birlikte sohbet ettikleri bir akşam oldukça ümitsiz bir biçimde arkadaşlarının hakkındaki düşüncelerinin doğru olmadığını, sanılanın aksine kocasını aldatmadığını söyler ve aynı gece intihar eder. Gül yetiştiren adam ise torununun ısrarlarına dayanamayarak sabah namazını camide kılmak için dışarı çıkar. Yüksek katlı binalar, renkli ışıklarla süslenmiş vitrinler, hızla geçen otomobiller…Her şey ona yabancı ve bozulmuş gelir. Arkadaşları boşu boşuna can vermişçesine fötr şapka takan birinin olduğunu görür. Namaz çıkışında imamı bile cübbe ve sarığını çıkarmış, sakalsız olduğunu görünce dayanamaz. Yıllardır içinde biriken suskunluğunu bozar. İmanın gizli, İslam’ın ise aşikar olması gerektiğini, dışı kafire benzeyen insanın içinin de kafire benzemeye başlayacağını söyleyerek onları uyarır. 
Sitare’nin intiharının ardından yazar Sitare’nin de arkadaşı olan Tansel ile evlenme hazırlığındadır. Elindeki gazetede 80 yaşındaki bir adamın halkı isyana teşvik ettiği iddiasıyla tutuklandığı yazmaktadır.

23 Eylül 2020 Çarşamba

KÖY_William Faulkner



 ✮✮✮

Will Varner, Frenchman’s Bend’de hemen hemen her şeyin sahibidir. İşlerinin ve malvarlığının çoğunu otuz yaşındaki oğlu Jody işletmektedir. Jody bir gün bu kasabaya yeni gelen Ab Snopes ile karşılaşır.  Ab, Varnerler’in sahibi olduğu çiftliklerden birini kiralamayı kafasına koymuştur.  Jody, kasabada yaşayan bir gezginci satıcıdan  Ab’in kiracısı olduğu diğer çiftliklerde ahırları ve ambarları yaktığı üzerine  şüpheler çektiğini  öğrenir. Jody ve babası Will bir tareaftan bunun sadece bir şüphe olduğunu düşünürken bir taraftan da akıllarında ona çiftlik kiralamadıkları takdirde kendilerine ait bir yerin kundaklanabileceği endişesi vardır. Ab’ı reddetmeyi göze alamazlar ve kiracı olarak kabul ederler.  Aynı zamanda oğlu Flem Snopes’u da dükkanda tezgahtar olarak işe alırlar. Kurnaz ve entrikacı Flem Snopes, akrabalarıyla birlikte, Frenchman’s Bend’i yavaş yavaş ele geçirmeye başlar. 

18 Eylül 2020 Cuma

KUMPANYA_Sait Faik Abasıyanık


 ☆☆☆
Sait Faik’in Kumpanya, Kriz ve Gauthar Cambazhanesi isimli üç uzun öyküsü yer alır.

İKİ HÖDÜĞÜN SEYAHATİ_Hüseyin Rahmi Gürpınar


 ☆☆☆
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kimi güldürücü kimi hüzünlendirici on bir öyküsünü içeriyor. Yazar bu öykülerde yine, yüzyıl başının İstanbul’unu kendisine özgü bir ustalıkla irdeliyor.

21 Ağustos 2020 Cuma

72.KOĞUŞ_Orhan Kemal

✮✮✮
Kan davasından hükümlü Ahmet Kaptan, cezaevinin en fakir mahkumlarının-adembabaların yaşadığı, 72. Koğuş'ta kalmaktadır. Hiç beklemediği bir anda uzun zamandır haber alamadığı, yaşadığından bile emin olmadığı anasından yüz elli lira harçlık alır. Bu miktar mahkumlar için yüklü bir servettir. Herkes onun daha iyi bir koğuşa geçeceğini beklerken Ahmet Kaptan 72.koğuştan ayrılmaz. Koğuştakiler için sıcak yemek pişirttirir, çay içirir, sigara alır. Ona gelen paradan pay kapmak isteyeneler kumara oturturlar Ahmet Kaptan’ı. Kumarda da şansı yaver gider. Üst üste kazanır. Koğuşu tamir ettirir, boyattırır. Mahkumlara yatak döşek aldırır. Cezaevi Müdürünün adamı olan Bobi de, Ahmet Kaptan'ın parasına göz diker.  Kendisini sevecek bir kadın hayali ile yaşayan Ahmet Kaptan’ı kandırarak kadınlar koğuşundan birinin ağzından mektuplar yazmaya başlar ve ondan sürekli para sızdırır. Kara sevdaya düşen kaptan kumarı da bırakır, koğuşla ilgilenmeyi de. Tüm zamanını koğuşun penceresinden bakarak hapisten çıkan kadının geri dönmesini bekleyerek geçirir. Çok soğuk geçen bir kış gecesinin sabahında Ahmet Kaptan’ı demir parmaklığın önünde donmuş halde bulurlar.

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR?_Ernest Hemingway

 ☆☆☆☆
Amerika’da bir üniversitede İspanyolca dersleri veren Prof. Robert Jordan İspanya’da iç savaş çıkması üzerine cumhuriyetçiler safında mücadeleye katılmak amacıyla bu ülkeye gelir. Jordan, patlayıcı konusundaki uzmanlaşmıştır. General Golz kendisine bir köprüyü havaya uçurma görevi verir. Bu görevde kendisine o bölgedeki dağlarda saklanan gerillalar yardım edecektir. Pablo ve El Sordo’nun çeteleri ile anlaştığı halde yine de saldırıya yetecek kadar gerilla olmadığı kanısındadır. Üstüne üstlük El Sordo’nun çetesi baskına uğrar ve kimse kurulamaz. Jordan görevin iptal edilmesi için generale yazsa da mektup ona zamanında ulaşmaz. Jordan elindeki kısıtlı insan ve malzeme kaynağını kullanarak saldırıyı gerçekleştirmek zorunda kalır.