8 Kasım 2020 Pazar

HUZUR_Ahmet Hamdi Tanpınar


✮✮✮

Huzur romanı, “İhsan”, “Nuran”, “Suat” ve “Mümtaz” başlıklarını taşıyan dört bölümden oluşur. Bir günlük zaman diliminde geçmişin hatırlanması şeklinde kaleme alınmıştır.
Birinci Bölümde, Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Mümtaz, İstanbul’da yaşayan amcasının oğlu İhsan’ın yanında büyümüştür. İhsan ona bir baba, bir ağabey, bir arkadaş olmuştur. Şimdi ise kalp hastalığı iyice ağırlaşmış olarak evde yatmaktadır. Evin idaresi, dışarıdaki işlerin halledilmesi gibi birçok işle Mümtaz ilgilenmektedir. İhsan’a bakıcı bulmak için dışarı çıkar ve dolaştığı yerlerde onu sürekli Nuran ile hatıraları beklemektedir.İkinci Bölümde, Mümtaz bir sabah ada vapurunda Nuran’la tanıştığını hatırlar. Özellikle musiki üzerinde ortak zevkleri onları birbirlerine yaklaştırmıştır. Birlikte İstanbul’u semt semt dolaşırlar. Küçük bir kızı olan Nuran kendisini aldatan eşiyle boşanma aşamasındadır. Evlenmek için Nuran’ın müddetinin dolmasını beklemektedirler. Nuran’ın eşinden ayrıldığını duyan Suat ona bir mektup yazarak uzun zamandır ona karşı duygularını anlatır. Suat evlidir, Mümtaz’ın arkadaşlarından biridir ve ağır bir hastalık geçirmektedir. Bu mektup Mümtaz’la Nuran’ı çok üzer. Mümtaz, bir an önce evlenmek istemektedir. Üçüncü Bölümde, Nuran, boşanma müddetinin dolmasını beklerken Mümtaz’ın olmadığı  çeşitli davetlere katılmaktadır. Mümtaz bu davetlerde Suat’ın da bulunduğunu duyar. Nuransız nefes bile alamayacağını düşünen Mümtaz kıskançlığın pençesinde kıvranmaktadır. Fakat bu ruh serseriliğinden sıkılan Nuran, Mümtaz’a döner. Birlikte eve döndüklerinde korkunç bir manzarayla karşılaşırlar; Suat kendisini asarak intihar etmiştir. Bu olaydan sonra Nuran mutlu olamayacaklarını, artık aralarında bir ölü olduğunu ve ayrılmaları gerektiğini söyleyerek Bursa’ya giderDördüncü Bölümde, hatıralarından sıyrılan Mümtaz eve dönerken Nuran’ın eski eşine döndüğünü öğrenir. Eve geldiğinde İhsan’ı iyice fenalaşmış bulur. Ona yazılan ilaçları almaya gittiğinde Suat ve Nuran ile ilgili hayali konuşmalar yapar. Fenalık geçirerek bayılır ve yere düşer.

 

28 Ekim 2020 Çarşamba

SİYAH ŞAL_Luigi Pirandello


✮✮ 

Nobel Ödüllü ve İtalya’nın Sait Faik’i olarak bilinen Luigi Pirandello’nun 15 öyküsünün yer aldığı eserdir. Genellikle çaresizlik içindeki insanların hayata tutunma çabalarını ya da vazgeçişlerini konu almıştır.

18 Ekim 2020 Pazar

SEKİZ DAĞ_Paolo Cognetti


 ✮✮✮

Pietro, Milano’da ailesiyle yaşayan yalnız bir çocuktur. Annesi banliyöde bir sağlık merkezinde çalışmakta, melankolik bir adam olan babası ise bir fabrikada kimyagerlik yapmaktadır. Yıllar geçtikçe birbirinden uzaklaşan çiftin en önemli tutkusu ise İtalya’nın dağlarıdır. Ailelerinin temeli bir dağda atılmış, trajedide bile onları dağlar bir arada tutmuştur. Yaz tatilleri için Pembe Dağ’ın eteklerindeki Grana köyünü keşfettiklerindeyse, oğulları Pietro için doğru yeri bulduklarını düşünürler. Burada Pietro’yu kendi yaşlarında ama onun gibi tatil yapmak yerine sığır güden sarışın bir çocuk, Bruno beklemektedir.  Dağ çayırlarını keşfe çıktıkları, terk edilmiş kulübeleri, viraneleri, eski değirmenleri merakla inceledikleri yazlar boyunca iki çocuk gitgide büyürken, tüm farklılıklarına rağmen dost olmanın anlamını da öğrenirler. Ayrıca Pietro bu yıllar boyunca babasının peşinden dağ patikalarında uzun yürüyüşler de yapar. Babasıyla olan ilişkilerinin temel izleğini de hem ilkgençlik çağında hem de huysuz kimyagerin ölümünden sonraki yetişkinlik çağında yine bu dağ patikaları oluşturur. Çocukluk, yetişkinlik, dostluk, insanın dünyadaki yerini bulması, baba-oğul ilişkileri gibi evrensel temaları lirik bir dille işleyen roman, sakin ama derin anlatıları sevenler için müthiş bir okuma deneyimi sunuyor.

BİZ İNSANLAR_Peyami Safa


 ✮✮✮

Orhan, Boğaziçi’nde özel bir okulda öğretmenlik yapmaktadır. Bir gün fakir bir öğrenci olan Tahsin, kendisine “eşek Türk” diyen Cemil’e taş atarak onu yanağından derince yaralar.  Orhan çocuğun tedavisini yaptırdıktan sonra onu evine götürür. Cemil yalıda oturan zengin bir ailenin çocuğudur. Kendileri Türk oldukları halde Türkleri aşağılayan sözler söylemesi Orhan’ı şaşırtmıştır. Yalıda Cemil’in annesi Samiye Hanım ve kuzeni Vedia ile tanışır. Vedia batılı eğitim almış oldukça güzel bir kızdır. Mütareke yıllarında Samiye Hanım’ın yalıda sık sık yabancı milletlerin insanlarını davet ettiği toplantılar düzenlemesi ve hatta onlara iltifat etmek için yalıya Fransız bayrağı asması çevrede yaşayanların tepkisine sebep olmuştur. Orhan ise okulda Tahsin’i savunduğu için işinden ayrılmak zorunda kalır ve çok zor günler geçirir. Birkaç kez Vedia ile görüşürler. Orhan, Vedia’dan çok etkilendiği halde onun duygularından emin olamaz. Vedia ne istediğini tam anlamıyla bilememekte, gözüne hitap eden Rüştü ve ruhuna hitap eden Orhan arasında istikrarsız zamanlar geçirmektedir.  

12 Ekim 2020 Pazartesi

DOĞU YOLCULUĞU_Hermann Hesse


 ✮✮✮✮

"Doğu'ya yolculuk ediyorduk, ama Ortaçağ'a, ya da Altın Çağ'a da yolculuk ediyorduk. İtalya'dan, İsviçre'den geçiyorduk, ama bazen de geceyi onuncu yüzyılda geçiriyor, atalarımıza, ya da perilere konuk oluyorduk. Tek başına kaldığım zamanlarda kendi geçmişimden mekanlarla ve insanlarla sık sık karşılaştım, eski nişanlımla Ren'in yukarılarındaki orman kenarında dolaştım. Sonra herhangi bir vadide grubuma yeniden katıldığımda, Cemiyet şarkılarını dinleyip liderler çadırının karşısına kamp kurduğumda anlıyordum ki çocukluğuma yaptığım gezinti, ya da Sanço'yla at binmem de bu yolculuğun bir parçasıydı; çünkü bizim tek hedefimiz Doğu'ya varmak değildi, daha doğrusu bizim Doğu'muz salt bir ülke, ya da coğrafi bir yer değil, ruhun yurdu ve gençliğiyle, hem her yerdi hem de hiçbir yer, tüm zamanların yekvücut olmasıydı." Hermann Hesse'ın, ilk gençlik yıllarından beri hayranı olduğu Doğu ve Doğu felsefesi, mistisizmi ve hayat görüşü, onun pek çok kitabının temelini oluşturmuştur. "Doğu Yolculuğu" yalnızca, Hermann Hesse'in değil, Alman dilinin de en güzel, en şiirsel anlatılarından biri.

KAN KARDEŞLER_Ernst Haffner


 ✮✮✮

İlk olarak 1932 yılında yayımlanan ve bundan bir yıl sonra Naziler tarafından yasaklanan Kan Kardeşler, iki dünya savaşı arasındaki yokluk ve sefalet yıllarında birbirlerine sığınmış delikanlıların oluşturduğu bir gençlik çetesinin hikâyesini anlatıyor. Kan Kardeşler Alman sosyal hizmet görevlisi ve gazeteci Ernst Haffner’in bilinen tek romanı. 2. Dünya Savaşı sırasında hayatına dair tüm izler yitip giden Haffner, romanında gerçekçi bir anlatım tarzı benimseyerek Hitler’in iktidara gelişinin arifesinde Berlin’in suç ve sefalet dünyasına ışık tutuyor. Yetimhanelerden, yetiştirme yurtlarından kaçmış delikanlıların suça savruluşlarını, yeraltı barlarında ve pis koğuşlarda gecelemelerini, çete yaşamının acımasız gerçekleri karşısında hayatta kalabilmek için verdikleri mücadeleleri ve toplumun onlardan esirgediği meşruiyeti nasıl birbirlerinde bulduklarını keskin ve çıplak bir dille anlatırken de asla basit bir melodrama gönül indirmiyor.

1 Ekim 2020 Perşembe

AMOK KOŞUCUSU_Stefan Zweig


✮✮✮✮ 

Anlatıcımız Hindistan’dan Avrupa’ya yolculuk yaptığı gemide odasından ancak sessiz ve serin olduğundan dolayı geceleri çıkmaktadır. Bir gece geminin gözlerden uzak bir yerinde yalnız olmadığını fark eder. Birkaç sohbet onların arkadaşlıklarına vesile olur. Bu adam yaşadıklarını ve sırlarını anlatmaya başlar. Küçük bir kasabada doktorluk yaparken bir kadın onunla konuşmaya gelir. Varlıklı, asil bir kadındır ve oldukça gururludur. Kocasından olmayan bir bebek taşımaktadır. Yakında kocası uzun bir yolculuktan dönecektir ve o gelmeden hamileliğini sonlandırmalıdır. Doktor ise onun boyun eğmez ve kendisini satın almaya çalışan tavrından hoşlanmaz ve rica etmesini sağlamaya çalışır. Hatta başka bir şekilde kendisine teslim olmasını ima eder.  Kadın sert bir ifadeyle reddeder ve orayı terk eder. Yardıma ihtiyacı olduğu halde kadına yardım etmediği için kendini suçlu hisseden doktor bunun üzerine her yerde kadını aramaya başlar. Onun peşinden şehre gelir. Yardım etmek istediğini ve bebeği alacağını söylese de artık kadın ona güvenmez. Şehrin arka mahallelerinin birine, şartları oldukça kötü olan bir yere bebeğini aldırmaya gider. Fakat yanlış müdahale ile çok fazla kan kaybeder. Durumu öğrenen doktor kadının yanına gider fakat yapılacak bir şey kalmamıştır. Kadının doktordan son isteği ölümünden sonra onurunun korunmasıdır.