emile zola etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emile zola etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2020 Pazartesi

MEYHANE_Emile Zola

✮✮✮✮
Jervez, sevgilisi Lantiye’nin peşine düşerek Paris’e gelir. Mutlu geçen birkaç yılın ardından ekonomik sıkıntıları artar. Odalarında satılacak hiçbir eşya kalmamıştır. Bu ortamdan bunalan Lantiye, Jervez’i terk ederek başka bir kadınla yaşamaya başlar. Jervez’in  oturduğu binada yaşayan Kupo ise Jervez’den çok hoşlanmaktadır. Israrları sonucu Jervez’i evliliğe ikna eder. Evlilikleri oldukça iyi gitmektedir. Kupo’nun içkisi ve kumarı yoktur. Jervez de bir çamaşırhane açar. Yoksulluğun kol gezdiği Paris’te durumları oldukça iyidir. Nana adında bir kızları da dünyaya gelir. Kupo bir iş kazası geçirerek ağır yaralanır. Jervez ona evde çok iyi bakar. Kupo kısa sürede  iyileşir ama artık eski Kupo değildir. İşe gitmemeye ve tüm zamanını meyhanelerde geçirmeye başlar. Kuponun rahatsızlığı ve artık dükkâna eskisi kadar müşteri gelmemesi yüzünden işler iflasa sürüklenmiştir. Artık bir genç kız olan Nana ise kötü yoldadır. Üstelik Jervez de kocası Kupo kadar içmeye başlamıştır. Buldukları her kuruş meyhanede içkiye gitmektedir. En sonunda  Kupo delirir, hastanede ölür. Bir süre sonra da Jervez, sığındığı bir merdiven altında, açlıktan ve güçsüzlükten hayata gözlerini yumar.

26 Mayıs 2018 Cumartesi

GERMİNAL_Emile Zola

✮✮✮✮✮

Makine şefliği işinden kovulan Etienne, yeni bir iş bulmak ümidiyle Kuzey Fransa'daki Montsou'ya gelir. Maden işçileri oldukça zor koşullar altında ve düşük ücretle çalışmalarına rağmen, ekonomik buhrandan dolayı, iş sahibi olduklarına şükrederler. Etienne iş istediğinde önce yok dense de bir işçi kadının ölümü üzerine, Maheu adındaki bir işçinin aracılık etmesiyle kömür arabası itmek üzere işe alınır. İki oğlu ve bir kızı ile madende götürü usulü çalışan Maheu’nun ayrıca evde dört küçük çocuğu, eşi ve yaşlı babası vardır. Tüm diğer madenci evleri gibi kazandıklarıyla geçinemeyecek durumdadırlar. Borç alarak, acımasız bakkala yalvararak, zenginlerin evine giderek yemek bulmaya çalışırlar. Etienne, Maheu’nun evinde kiracı olarak kalmaya başlar. İşçiler, son zamanlarda birçok şey sebep gösterilerek kesilen ücretlerden dolayı artık para yetiştiremez ve geçinemez hale gelirler. Öfkeli ve haksızlıklara tahammülü olamayan Etienne, yardım sandığı adı altında bir proje başlatır. O, artık işçilerin lideri konumundadır. Şartların iyileştirilmesi için yöneticilerle görüşseler de talepleri kabul edilmez. Erternasyonal'in (uluslararası işçi örgütlenmesi) de yardımıyla grev kararı alırlar. Önce Montsou'da başlayan grev daha sonra diğer kömür madenlerine de sıçrar. Greve katılmayan ocaklara binlerce kişiyle yürüyerek çalışmaları durdururlar, işçilerin madene inmesine engel olurlar. Her gittikleri yerde yakıp yıkarlar. Etienne, öfkeli işçi grubuna söz dinletemez. Onların önünde sürüklenmektedir. İşletme sahipleri madende çalışmak üzere dışarıdan işçi getirince Etienne liderliğindeki işçiler, askerler tarafından korunan ocağa yürürler. Askerlere taş atarlar. Çıkan ateşli saldırıda Maheu ile birlikte yaklaşık yirmi kişi ölür. Bunun üzerine şirket olayları yatıştırmak için ocakları açar.  Fakat işçilerin durumunda bir düzenlemeye gidilmez. Ancak her şey yıkılıp yok edildikten sonra yeni bir düzenin oluşturulabileceğini düşünen işçi Souvarine, ocak girişinin kaplamalarına zarar verir. İşçiler madene indikten sonra çöküntüler ve su basmaları yaşanır. İşçilerin çoğu dışarı çıkmayı başarır. Etienne’in içinde bulunduğu yirmi kişilik bir işçi grubu madende mahsur kalır. Kurtarma ekipleri ulaştığında sadece Etienne hayattadır. Altı hafta hastanede kalan Etienne, Paris'e gitmeye ve Enternasyonel'de çalışmaya karar verir. 

22 Ocak 2018 Pazartesi

NANA_Emile Zola

✮✮
Herkes ilk temsili yapılacak olan “Sarışın Venüs” adlı oyunda Venüs rolünü oynayacak olan Nana’yı görmek için sabırsızlanmaktadır. Tüm seyircileri, tabii en çok da erkekleri, müthiş bir heyecan ve merak sarmıştır. Sonunda Venüs sahneye çıkar. Küçük kırmızı bir ağız, açık mavi gözler, tozpembe yanaklar, omuzlarının üzerinden dökülen uzun sarı saçlarla ve tamamen çıplak olarak. Sahneye uygun düşmeyen duruş ve hareketleriyle, ahenksiz ve falsolu bir sesle şarkı söylemeye başlar. Yine de seyirciler çılgınca alkışlarlar. Tüm yeteneksizliğine rağmen güzelliğiyle, salonu dolduran seyircileri büyülemeyi başarmıştır. Kısa sürede Nana’nın ünü tüm Paris’e yayılır. Bir bankere metres olur ona şehir dışından bir malikane aldırır, bir süre orada yaşasa da sıkılır ve geri döner. Ardından Nana’yı görene dek tüm yaşamını dindar bir biçimde geçirmiş olan son derece çekingen, evli barklı bir kontun metresi oluverir. Ancak hiçbir ilişkisinde sadık bir metres değildir. Sevgilileri eksik olmaz. Tiyatro oyuncusu Fontan’e aşık olarak, şöhreti ve lüksü bir kenara iter, namuslu bir hayat sürebileceğini düşünür. Kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki erkekleri dize getiren Nana, Fontan’dan dayak yemeye başlar, aşağılanır, onun ihtiyaçlarını karşılamak için bedenini satar ve sonunda birlikte yaşadıkları evden de atılır. Sokaklara düşen Nana eski bir tanıdığı sayesinde yeniden Kont’un metresi olmayı başarır. Kont ona bir otel satın alır, dayar, döşer.Tüm ihtiyaçlarını karşılar. Nana’nın dönüşü muhteşem olur. Kısa sürede eskisinden de büyük bir üne kavuşur. Lükse düşkünlüğü ve savurganlığı sınır tanımaz. Para ve şehvet açgözlülüğünden dolayı Kont’a da sadık kalmaz. Bu şehvet ki yoldan geçen erkekleri ve fahişeleri bile odasına alacak kadar Nana’yı ele geçirmiştir. Nitekim ilişkide olduğu erkeklere birer birer felaket getirmeye başlar. Aşkından ölenler, hapsi boylayanlar, tüm servetini yiyip bitirenler. Yaşadığı hayattan sıkılan Nana, oteli ve tüm eşyalarını satarak ortadan kaybolur. Aylar boyunca onunla ilgili garip hikayeler duyulur. Kiminde beş parasız sokaklara düştüğü söylenirken kiminde zengin bir prensin metresi olduğundan bahsedilir. Döndüğünde ise çiçek hastalığına yakalanır ve ölür.
Çevresini kıran ve ölüm saçan eseri tamam olmuştu artık! Kenar mahallelerinin çöp yığınlarından uçan bir sinek, çürümüş topluma dejenere tohumunu aşılamış ve erkekleri, sadece üzerlerine konmakla zehirleyivermişti. Dişiliği, yere serilen kurbanlarının arasında, bir savaş meydanını aydınlatan sabah güneşi gibi yükselirken Nana, işlediği cinayetlerin farkında olmuyordu.”