Jervez, sevgilisi
Lantiye’nin peşine düşerek Paris’e gelir. Mutlu geçen birkaç yılın ardından
ekonomik sıkıntıları artar. Odalarında satılacak hiçbir eşya kalmamıştır. Bu
ortamdan bunalan Lantiye, Jervez’i terk ederek başka bir kadınla yaşamaya
başlar. Jervez’in oturduğu binada yaşayan Kupo ise Jervez’den çok hoşlanmaktadır.
Israrları sonucu Jervez’i evliliğe ikna eder. Evlilikleri oldukça iyi
gitmektedir. Kupo’nun içkisi ve kumarı yoktur. Jervez de bir çamaşırhane
açar. Yoksulluğun kol gezdiği Paris’te durumları oldukça iyidir. Nana adında
bir kızları da dünyaya gelir. Kupo bir iş kazası geçirerek ağır yaralanır. Jervez
ona evde çok iyi bakar. Kupo kısa sürede iyileşir ama artık eski Kupo
değildir. İşe gitmemeye ve tüm zamanını meyhanelerde geçirmeye başlar. Kuponun
rahatsızlığı ve artık dükkâna eskisi kadar müşteri gelmemesi yüzünden işler iflasa
sürüklenmiştir. Artık bir genç kız olan Nana ise kötü yoldadır. Üstelik Jervez de
kocası Kupo kadar içmeye başlamıştır. Buldukları her kuruş meyhanede içkiye
gitmektedir. En sonunda Kupo delirir, hastanede ölür. Bir süre sonra da Jervez,
sığındığı bir merdiven altında, açlıktan ve güçsüzlükten hayata gözlerini yumar.
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
nana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mayıs 2020 Pazartesi
MEYHANE_Emile Zola
✮✮✮✮
Etiketler:
emile zola,
jervez,
kupo,
meyhane,
nana
22 Ocak 2018 Pazartesi
NANA_Emile Zola
✮✮
Herkes ilk temsili yapılacak olan “Sarışın Venüs” adlı oyunda
Venüs rolünü oynayacak olan Nana’yı görmek için sabırsızlanmaktadır. Tüm
seyircileri, tabii en çok da erkekleri, müthiş bir heyecan ve merak sarmıştır.
Sonunda Venüs sahneye çıkar. Küçük kırmızı bir ağız, açık mavi gözler, tozpembe
yanaklar, omuzlarının üzerinden dökülen uzun sarı saçlarla ve tamamen çıplak
olarak. Sahneye uygun düşmeyen duruş ve hareketleriyle, ahenksiz ve falsolu bir
sesle şarkı söylemeye başlar. Yine de seyirciler çılgınca alkışlarlar. Tüm
yeteneksizliğine rağmen güzelliğiyle, salonu dolduran seyircileri büyülemeyi
başarmıştır. Kısa sürede Nana’nın ünü tüm Paris’e yayılır. Bir bankere metres
olur ona şehir dışından bir malikane aldırır, bir süre orada yaşasa da sıkılır
ve geri döner. Ardından Nana’yı görene dek tüm yaşamını dindar bir biçimde
geçirmiş olan son derece çekingen, evli barklı bir kontun metresi oluverir.
Ancak hiçbir ilişkisinde sadık bir metres değildir. Sevgilileri eksik olmaz. Tiyatro
oyuncusu Fontan’e aşık olarak, şöhreti ve lüksü bir kenara iter, namuslu bir
hayat sürebileceğini düşünür. Kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki
erkekleri dize getiren Nana, Fontan’dan dayak yemeye başlar, aşağılanır, onun
ihtiyaçlarını karşılamak için bedenini satar ve sonunda birlikte yaşadıkları
evden de atılır. Sokaklara düşen Nana eski bir tanıdığı sayesinde yeniden
Kont’un metresi olmayı başarır. Kont ona bir otel satın alır, dayar, döşer.Tüm
ihtiyaçlarını karşılar. Nana’nın dönüşü muhteşem olur. Kısa sürede eskisinden
de büyük bir üne kavuşur. Lükse düşkünlüğü ve savurganlığı sınır tanımaz. Para ve şehvet açgözlülüğünden dolayı Kont’a da sadık kalmaz. Bu şehvet ki
yoldan geçen erkekleri ve fahişeleri bile odasına alacak kadar Nana’yı ele
geçirmiştir. Nitekim ilişkide olduğu erkeklere birer birer felaket getirmeye
başlar. Aşkından ölenler, hapsi boylayanlar, tüm servetini yiyip bitirenler.
Yaşadığı hayattan sıkılan Nana, oteli ve tüm eşyalarını satarak ortadan
kaybolur. Aylar boyunca onunla ilgili garip hikayeler duyulur. Kiminde beş
parasız sokaklara düştüğü söylenirken kiminde zengin bir prensin metresi
olduğundan bahsedilir. Döndüğünde ise çiçek hastalığına yakalanır ve ölür.
“Çevresini kıran ve ölüm saçan
eseri tamam olmuştu artık! Kenar mahallelerinin çöp yığınlarından uçan bir
sinek, çürümüş topluma dejenere tohumunu aşılamış ve erkekleri, sadece
üzerlerine konmakla zehirleyivermişti. Dişiliği, yere serilen kurbanlarının
arasında, bir savaş meydanını aydınlatan sabah güneşi gibi yükselirken Nana,
işlediği cinayetlerin farkında olmuyordu.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)