khaled hosseini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
khaled hosseini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2017 Perşembe

VE DAĞLAR YANKILANDI_Khaled Hosseini

✮✮✮
Fakir bir ailenin çocukları olan Abdullah ve Peri, Afganistan’ın Shadbagh adlı şehrinin küçük bir köyünde yaşarlar. Peri ve Abdullah, bir kardeş olmaktan öte birbirlerinin her şeyidirler. Peri’nin annesi onu doğururken kan kaybından ölmüştür. Karısının ölümünden sonra babaları  tekrar evlenir. Üvey anne, çocukları çok da istememektedir. Babası sürekli işsizlik ve çetin kış şartlarında iş arar. Karısının kardeşi zengin bir ailenin yanında çalışmaktadır ve bu ailenin çocuğu olmamaktadır. Peri’yi bu zengin çifte evlatlık olarak verirler. Abdullah bu olaydan sonra çok üzülür; ama sekiz yaşında, çaresiz ve eli kolu bağlıdır. Peri’nin ailesini tamamen unutması için, eski ailesi ile görüşmesi yasaklanır. Peri’nin yeni annesi onu gezdirir, onun güzel vakit geçirmesi için uğraşır. Peri’nin babası hastalanınca annesi ile Peri Paris’e gider. Zamanla geçmişine dair her şey silinir gider. Peri’nin içinde tarifi imkânsız olan bir boşluk duygusu vardır, ne olduğunu bilemese de sürekli bir şeylerin eksikliğini duyar. Annesinin ölümünden sonra eşyalarına bakınırken, bir sağlık raporu gözüne çarpar. Bir hastalık nedeni ile annesinin rahmi alınmıştır. Peri evlatlık olduğunu anlar. Peri’ye bir gün telefon gelir. Hizmetkâr olarak bildiği Nebi dayısı ölmüş ve ölmeden önce ona bir mektup bırakmıştır. Peri mektubu okuyunca gerçek ailesiyle ilgili bilgileri de öğrenir. Abdullah’ı  bulmak için kasabaya döner. Abisini bulur ama abisi kardeşini tanıyamayacak kadar hastadır. Abdullah’ın durumu daha da kötüye gidince, onu bir huzurevine yerleştirirler. Abdullah’ın eşyalarını karıştırırken, Abdullah’ın kardeşine bıraktığı notu bulurlar. Abdullah kardeşinin eksikliğini bir ömür hissetmiş ve bir gün eninde sonunda kardeşine ulaşacağına inanarak mektuba içini yakan kardeş eksikliğini yazmıştır.

1 Nisan 2017 Cumartesi

BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ_Khaled Hosseini

✮✮✮✮✮
Meryem evlilik dışı bir ilişki sonucunda doğmuştur. Bir harami olduğunu beş yaşında öğrenir.  Babası Celil varlıklı birisidir ve karıları vardır. Onları istememiştir. Meryem ve annesi Nana bir kulübede yaşamaktadırlar. Babası Meryem’i her perşembe elinde bir hediyeyle ziyarete gelir.  Bir gün Meryem babasını ziyaret etme kararı alır ve onun yanına gider. Babası ise onu istemez ve geri gönderir. Meryem eve döndüğünde psikolojik sorunları olan annesinin kendisini astığını görür. Bunun üzerine babası ile birlikte kalmak zorunda kalır. Babası hemen Meryem'i göndermeyi aklına koyar. Meryem'i Raşit isimli orta yaşlı bir adamla evlendirir. Evliliği onun için bir cehennem azabıdır. Meryem üst üste çocuk düşürür, kötü bir hayat sürer. Yaşlanmıştır ve düşürdüğü çocuklar için hep suçlanır. Leyla ise Meryem'in komşusudur, savaşta ailesini kaybeder ve Meryem'in evinde kalmaya başlar. Raşit genç bir kadını daha fazla evinde tutamayacağını söyleyerek onunla evlenir. Leyla’nın başka çaresi yoktur. Leyla ve Meryem başlarda anlaşamazlarsa da  birbirlerini tanıdıkça severler. Birbirleriyle birlik olup Raşit’e direnirler çoğu zaman. Kısa bir süre sonra Leyla’nın bir kızı olur, adını Azize koyarlar. Bir gün kaçmaya çalışırlar fakat başarısız olurlar ve Raşit onları ağır bir şekilde cezalandırır. Daha sonra Leyla’nın Zalmay adında bir oğlu olur. Raşit iflasa uğrar. Varlarını yoklarını satarlar. Azize’yi bir yetimhaneye bırakırlar. Raşit, eski günlerde Leyla’nın kesinlikle evleneceğini düşündüğü Tarık’ın eve geldiğini öğrenir. Leyla’yı boğarak öldürmek üzereyken Meryem, Raşit’in kafasına kürekle vurur. Meryem onu öldürmek zorundadır. Yoksa Leyla ve kendisi için ölüm kaçınılmazdır. Meryem teslim olur ve suçunu itiraf ederek her şeyi kabul eder. Leyla, Tarık, Zalmay ve Azize yeni, güzel ve başarılı bir hayata yelken açarken Meryem’in hayatı idam cezası ile sonlanır. 

2 Aralık 2016 Cuma

UÇURTMA AVCISI_Khaled Hosseini




✮✮✮✮
"Emir ve Hasan, Kabilde monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emirle Hasanın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.
Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip Californiaya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasanın hatırasından kopamaz.
Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakarlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.
Uçurtma Avcısında anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü..."
"Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın bir çeşitlemesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarında bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın. birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. Anlıyor musun?"