Hamid Burhan
ve Saniye el-Mehdi, çocukları Kevser, Muhammed ve Münire’yle birlikte, 1932
yılında Kanatir Bahçeleri’ne yaptıkları gezi sırasında bir fotoğraf çektirirler.
Gelecekteki yaşamlarının da bu fotoğraftaki gibi huzurlu ve mutlu olacağını
düşünürler. Ancak ne aileyi ne de ülkelerini böyle bir gelecek beklemektedir.
Demokrasi denemeleri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçları, 1952 Temmuz Devrimi,
1967 Haziran Savaşı, Vafd, Müslüman Kardeşler, ekonomik sorunlar, Camp David
Mutabakatı, İsrail’le ilişkiler ve benzeri gelişmeler ülkede politik ve sosyal
çalkantılara neden olur. Bu değişim rüzgârlarından payını alan aile bireyleri
bir yandan da kendi özel felaketlerini yaşarlar. Tüm bu savrulmalar arasında
yerinden oynamayan tek şey aile evidir. Necib Mahfuz, bir ailenin üç nesil
boyunca hikâyesini anlatırken arka planda Mısır’ın yirminci yüzyılda büyük
değişiklikler ve devrimlerle şekillenen politik ve toplumsal tarihinin de bir
resmini çiziyor.
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
necip mahfuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
necip mahfuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ekim 2019 Perşembe
9 Haziran 2018 Cumartesi
KAHİRE MODERN_Necip Mahfuz
✮✮✮
1922 yılında
Mısır İngilizlere karşı tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eder. Kral Faruk
yönetimi altında bağımsızlık fikrine alışmaya çalışan bir toplumda, yeni
çelişkiler yaratacak fikirlerin, köktenciliğin ve Arap milliyetçiliğinin
tohumları atılmaktadır. Bu ortamda yoksul bir aileden gelen ve kısa yoldan
zengin olma hırsıyla yanıp tutuşan bir üniversite öğrencisi olan Mahcub,
yükselme tutkusuyla her türlü ödev duygusuna ve ahlaki ilkeye sırt çevirir.
Açlığın pençesinde geçen yılların ardından, hiç düşünmeksizin karşısına çıkan
ilk memuriyet fırsatına tutunur. Ancak hayata ve toplumu oluşturan değerlere
karşı sinik bir tutum benimseyen bu genç adam, Mısır toplumunu sarsan siyasi
çalkantıların arasında, kendisini katbekat aşan olaylar girdabında kaybolmaya
mahkûmdur.
Kahire Modern, bir grup üniversite öğrencisinin kesişen hayatları üzerinden
Kahire’nin zengin ve yoksul kesimlerini, sosyal ve düşünsel dokusunu, bürokrasi
aygıtındaki yozlaşmayı, açlığı ve öfkeyi, sınıf atlama tutkusuyla körleşen
karakterleri olağanüstü bir canlılıkla gözler önüne seriyor.
29 Ağustos 2017 Salı
CEBELAVİ SOKAĞI'NIN ÇOCUKLARI_Necib Mahfuz
✮✮✮✮
Mukattam Çölünün bir parçası olan çorak arazide Cebelavi’nin konağı dışında hiçbir şey
yoktur. Cebelavi yanına beş oğlunu çağırır ve mülklerinin yönetimini en küçük oğlu Edhem’e bıraktığını açıklar. En büyük oğul
İdris ‘biz asil bir annenin evlatlarıyken o bir köle kadının çocuğudur’ diyerek
onun liderliğini kabul etmez. Cebelavi, kendisine isyan eden İdris’i konaktan
kovar. İdris bir gün gizlice konağa girerek Edhem’le görüşür. Pişmandır,af diler.Babasının
kendini affetmeyeceğine emindir fakat evlatları için Cebelavi mülkünden pay
ayırmış mıdır? Edhem’den babalarının gizli odasına girerek belgelere bakmasını
ister. Kardeşinin iyi niyetine inanan Edhem gizli odaya girdiğinde Cebelavi’ye
yakalanır ve karısı ile birlikte konaktan atılır.Yine de af umuduyla fazla
uzaklaşmaz.İdris’in kulübesinin karşısına kendi kulübesini yapar.İdris sürekli iğrenç
kahkahaları,alayları,kötü sözleriyle onları rahatsız eder.Bir zaman sonra İdris’in
Hind adında bir kızı, Edhem’in Hümam ve Kadri adında ikiz oğulları olur.Çocuklar
büyüdüğünde Cebelavi mülklerin idaresini Hümam’a vereceğini bildirince onu
kıskanan Kadri, kardeşini öldürür.Hind ve Kadri’den olan çocuklarla Cebelavi’nin
soyu genişler.
Konakta Cebelavi
dışında aileden kimse kalmamıştır. Mülklerin idaresini vekilharç üstlenmiştir.
Vekilharca bağlı çete liderleri sokakları kontrol altında tutmaktadır.Halk
fakirlik içinde, sürekli dayak yiyerek,kazandıklarını da çete liderlerine haraç
vererek yaşamaktadır.Herkes Cebelavi’nin çocuklarına yapılan bu zulüm ve
haksızlık için neden sessiz kaldığını merak etmektedir. Haklarını aramak için
vekilharca giderler fakat azarlanarak geri çevrilirler. Cebelavi’nin soyundan
olan ve Vekilharcın evlatlığı olarak yetişen Cebel kendi soyuna yardım etmek
isterken bir çete liderinin ölümüne sebep olur.Sokaktan gizlice ayrılarak çölü
geçer.Mukattam pazarına gelir.Orada yılan terbiyecisi Balkiti ile tanışır.Onun
yanında yaşamaya başlar,kızı ile evlenir ve işinin inceliklerini öğrenir.Bir
gece Cebelavi’nin sesini duyar. Haksızlıklarla mücadele etmesini
istemektedir. Cebel mahallesine geri döner.’Güç’ kullanarak çete liderlerine ve
vekilharca karşı gelir. Yönetimi ele geçirerek herkesin mülk gelirlerinden eşit
pay almasını sağlar.El Cebeller mutlu refah dolu bir dönem geçirirler.
Yıllar
geçtiğinde sokak yine vekilharcın ve çete liderlerinin elindedir.Onların
zulmünden kaçarak uzaklara giden Abda ve ailesi sokağa geri döner.Oğlu Rıfat
mahalledeki bir kadından cin kovmayı öğrenir.Böylece insanlara ‘merhamet’le yaklaşarak onlarda nefrete,açgözlülüğe,
kıskançlığa sebep olan cinleri kovacak, sokağa barış ve huzur getirecektir.Mülklerin
geliri olmadan da mutlu olunabileceğini gösterecektir.Fakat çok az kişi ona
inanır.Sokakta çok da iyi namı olmayan Yasemin’le –onu korumak için- evlenir.Fakat
onun ihaneti ile çete liderleri tarafından öldürülür.Cesedi bulunamaz.Cebelavi’nin
onun cesedini konağa taşıdığı sözleri yayılır.Rıfat’ın yolundan gidenler çete
liderlerini öldürürler,vekilharçla anlaşma yaparak mülklerin gelirlerinden pay
alırlar.El Rıfatlar da El Cebeller gibi bir halk kabul edilir.Güzel bir
hayat sürerler.
Fakat
unutkanlık bu sokağın belasıdır.Şiddet ve yoksulluk yine sokağı esir almıştır.Sokağın
en dışında Çöl Sıçanları denilen bir grup insan vardır.Bu halktan olan Zekeriya
küçük yaşta öksüz ve yetim kalan yeğeni Kasım’ı büyütmüştür.Kasım, iyi
karakterinin farkına varan,kendinden yaşça büyük ve varlıklı bir kadın olan
Kamer Hanım’la evlenir.Kasım onun ticari işlerini yönetmeye başlar.Bir gece
mahallenin dışındayken Cebelavi’nin hizmetkarı Kandil,Kasım’ın yanına gelir. Cebelavi’nin
her şeyi gördüğünü ve bildiğini,dürüstlüğünden dolayı Kasım’ı
seçtiğini,mülklerin herkese ait olduğunu,çete yönetiminin yok edilmesi
gerektiğini bildirir.Kasım, Cebelavi’nin herkes için istediği iyiliği
gerçekleştirmeye çalışır.Çete liderlerinin baskısından dolayı sokaktan
ayrılır.Fakat daha güçlenmiş olarak geri döner.Çete liderlerine galip
gelir.Mülklerin vekilharcı olur.Kasım, hem Cebel gibi ‘güç’kullanır, hem de
Rıfat gibi ‘merhamet’.İnsanlar barış içinde yaşamaya başlarlar.
Zaman
geçtikçe Cebel,Rıfat,Kasım birer hikayeye dönüşür.Sokak yine karanlıklara
gömülmüştür.Mülkler yine vekilharcın,halk ise çete liderlerinin elindedir.Bir
gün Sokağa Arif gelir.O sihir ile uğraşmaktadır.Zengin ve güçlü olmak ister.Bir
gece gizlice Cebelavi’nin konağına girer.O’nun gücünün sihirden geldiğini
düşünmektedir ve bu sihrin kaynağını ele geçirmek ister fakat Cebelavi’nin
ölümüne sebep olur.Vekilharcın bundan haberi olduğunda sihrini onun emrine
sunmak zorunda kalır.Bir gece Cebelavi’nin hizmetkarı olduğunu söyleyen bir
kadınla karşılaşır. Kadın Cebelavi’nin ondan memnun olarak öldüğünü söyler.
Vekilharcın yanındaki esaretinden kurtularak halkın yanında olmak isteyen Arif
çete liderleri tarafından öldürülür.Zamanla Arif’ten kalan sihirler öyle
yayılır ki insanlar onu Cebel,Rıfat,Kasım’ın üstüne çıkarırlar.Her mahalle onun
kendi halkından olduğunu iddia eder.Zaman zaman sokaktan kaybolan gençlerin
Arif’in sihrine katıldıkları söylenir.İnsanlar yine zulme uğrarlar ama umutlarına
tutunarak şöyle söylerler:
”Gecenin
ardından gün nasıl doğuyorsa adaletsizlik de bir gün son bulacaktır. Zorbalığın
ölümünü de göreceğiz,ışığın ve mucizelerin doğuşunu da…”
17 Nisan 2017 Pazartesi
MİDAK SOKAĞI_Necip Mahfuz
Midak
Sokağı'nda hayat, çevreden yalıtılmış bir şekilde sürmektedir. Midak Sokağı
sakinleri dükkânlar kapanınca Kahveci Kirşa da otururlar. Şeyh Derviş önceden
İngilizce öğretmenliği yapmış, kelimelerle arası iyidir. Rıdvan Hüseyni ise tüm çocuklarını kaybettikten sonra hayata
küsmemiş, aksine iç huzuru bulmuş, mahallelinin her konuda akıl danıştığı
biridir. Saniye Afife ise yalnızlığından ve para işlerinden bıkmıştır. Evlenmek
için bu işi yapan Ümmü Hamide'den yardım ister. Ümmü Hamide'nin zenginlik ve
güç hayalleri kuran üvey kızı Hamide, onu iki kişinin süzdüğünü bilir. Tüccar Salim
Elvan evli ve yetişkin çocukları olmasa iyi bir adaydır. Berber Abbas ise genç
olsa da Hamide’nin istediği hayatı karşılamakta yetersizdir. Abbas ile Hamide
nişanlanırlar. Abbas para kazanmak için İngiliz ordusunda çalışmaya başlar. Kahveci Kirşa'nın eşcinsel eğilimleri tüm
sokak tarafından bilinmektedir. Kahveye mahalleden olmayan genç bir oğlanın üçüncü kez gelmesi Kirşa'nın
karısının dikkatini çeker. Önce uyarır, dinlemediğini görünce kahveye gelen
oğlanı döver. Kirşa ise insanların hayatına neden karıştığını anlamaz, yaptığında
bir şey olmadığını düşünür. Salim Elvan ise Ümmü Hamide'ye kızıyla evlenmek
istediğini söyler. Hamide Abbas ile nişanlı olmasına rağmen Salim Elvan’ın
parası daha ilgi çekicidir. Salim Elvan'ın kalp krizi geçirmesiyle hayalleri
suya düşer. Hamide bir akşam gezmesinde karşısına çıkan İbrahim Faraj'ın büyüsüne kapılır. Hamide'ye
Midak Sokağı'na ait olmadığını, onun elmaslara, güzel elbiselere layık olduğunu
söyler. Hamide her zaman nefret ettiği bu sokağa dönmemek üzere gider. O artık
Hamide değil Titi'dir. Abbas izne gelince duyduklarından sonra yıkılır.
Arkadaşı Hüseyin ile içip dertleştikten sonra evlerine dönerken faytonda
Hamide'yi görür. Hamide İbrahim Faraj'dan intikam almak için Abbas'ın duygularını
kullanır. Hamide ile plan yaparlar fakat Abbas kararlaştırdıkları meyhaneyi görmek
için iki üç gün önce oraya gider ve
gördükleri onu şaşkına çevirir.Hamide bir grup askerin arasında
oturmaktadır. Şamata edip içki içmektedirler. Hamide’nin bu hayattan uzaklaşmak
gibi bir niyetinin olmadığını anlayan Abbas öfkeyle eline geçen bardağı Hanife’nin
yüzüne fırlatır. Hanife’nin yüzünü kanlar içinde gören askerler tarafından linç
edilir. Tüm mahalle Abbas'a çok üzülse de herkes hayatına iyi kötü devam eder.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
