amin maalouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amin maalouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2020 Perşembe

UYGARLIKLARIN BATIŞI_Amin Maalouf

✮✮✮✮
“Karanlık yeryüzüne benim doğduğum topraklardan başlayarak yayılmaya koyuldu."
Lübnan asıllı yazar, yetmiş yıllık yaşamında tanıklık ettiği ve uygarlıkları çöküşe sürüklediğini düşündüğü belli başlı olayları, insanlığın her şeyin yok olmasına uslu uslu boyun eğmeyeceğine olan inancıyla paylaşıyor. Mısır’da Nasır milliyetçiliğinden farklı grupların güç elde etmek için dışarıdan hamiler aradığı Lübnan’a, 6 gün savaşlarından sonra bir türlü toparlanamayan Arap toplumlarından Komünizmin ülkelere etkisine, İran’daki islam devriminden Filistin Kurtuluş Örgütü’ne, Afganistan işgaliyle başlayan SSCB’nin parçalanma süreci gibi birçok olay yazarın kaleminden yorumlanıyor.

2 Mart 2019 Cumartesi

DOĞU'NUN LİMANLARI_Amin Maalouf

✮✮✮✮
Yazar, okul döneminde birçok kez okuduğu tarih kitabında fotoğrafı olan bir adamı 1976 yılının haziran ayında Paris’te görür. Fotoğrafta bir limanda coşkuyla karşılanan adam, şimdi karşısındadır. Yazar onu takip eder ve yardım etme bahanesiyle onunla tanışır. Adam Paris’te dört gün kalacağını söylediğinde yazar ondan hayat hikayesini anlatmasını ister. Adamın adı İsyan'dır. İsyan Kitabdar. İsyan’ın hikayesi tahtan indirilen bir Osmanlı sultanının kapatıldığı yerde bilekleri kesilmiş olarak kızı tarafından bulunmasıyla başlar. Sultanın en sevgili kızı İffet aklını kaybeder. Kitabdar adlı yaşlı bir Acem doktor tedavi amacıyla onu Adana’daki evine götürür. Onu sever, deliliğine rağmen onunla evlenir. Bu çift İsyan’ın büyükannesi ve büyükbabasıdır. 1909 yılında Adana’da çıkan ayaklanmalar sonrası Kitabdar ailesi Lübnan’a taşınır. İsyan’ın babası burada arkadaşı Nubar’ın kızı ile evlenir ve üç çocuğu olur. İffet, İsyan, Salim.  Devamında tıp okumak için Paris’e giden fakat kendini 2.Dünya Savaşında direnişçilerin içinde bulan, karısı Clara ile tanışan, Beyrut’a döndüğünde kahramanlar gibi karşılanan, uzun yıllarını akıl hastanesinde geçiren ve çıktığında Clara ile buluşmak için Paris’e gelen İsyan Kitabdar’ın hayat hikayesine şahit olacağız.

18 Nisan 2018 Çarşamba

SEMERKANT_Amin Maalouf

✮✮✮✮
Semerkant'a kısa bir süre önce gelen Ömer Hayyam, sokakta İbn-i Sina'nın öğrencisi olan bir adamın dayak yemesine dayanamayıp olaya müdahale eder. “Zındıkça” diye tabir edilen şiirlerinden dolayı onu tanıyanlar apar topar kadı Ebu Tahir’in huzuruna çıkarırlar. Ebu Tahir, Ömer Hayyam’ı oldukça iyi karşılar, dostça davranır. Ömer Hayyam'a bir defter hediye eder. Ömer Hayyam, bu defteri herkesten gizlediği rubailerini yazmak için kullanır. Selçuklu veziri Nizamülmülk’le tanışan Hayyam bir buluşma talebi alır. Vezirle buluşmak için yola çıkan Hayyam, kaldığı bir handa Hasan Sabbah ile tanışır. Nizamülmülk, Hayyam'dan bilgilerini sunmasını ve hafiyelerin başı olmasını ister. Teklifi kabul etmeyen Hayyam kendi yerine genç ve yetenekli Hasan Sabbah’ı tavsiye eder. Zaman geçtikçe görevinde güçlenen Hasan Sabbah, sultan Melikşah’la arasını açtığı vezir Nizamülmülk’le karşı karşıya gelir. Güç savaşını kaybeden Hasan Sabbah ülkeden sürülür. Alamut’ta insanlarda dehşet uyandıran haşhaşi ordusuyla Hasan Sabbah tekrar ortaya çıkar. Yıllar önce tanıştığı Ömer Hayyam’ı Alamut’a davet eden Hasan Sabbah, istediğini elde edemeyince Hayyam’ın yazmasını ele geçirir ve yazmanın peşinden Hayyam’ın da geleceğini ümit eder. Fakat Hayyam doğduğu topraklara döner ve orada vefat eder. Yıllar sonra Moğol istilasına uğrayan ülkede, Alamut Kalesi de nasibini alır. Kalenin eşsiz kütüphanesi yerle bir edilir ve Hayyam'ın tek eseri olan Semerkant yazması esrarengiz bir şekilde yitip gider.
İkinci bölümde  Ömer Hayyam ve onun rubailerine hayran olan Amerikalı Benjamin Omar Lesage'ın 1895 yılında Hayyam'ın tek el yazması eserine kavuşma mücadelesi yer alır. Semerkant yazmasının peşinden İstanbul'a gelir, İran'da demokratikleşme hareketleriyle tanınan ve ülkeden sürüldüğü için İstanbul’da yaşayan Cemaleddin Afgani ile tanışır. Onun aracılığıyla Ömer Hayyam'a ait tek el yazmasının İran'da bulunduğunu öğrenen Benjamin, yeniden yollara düşer. Ömer Hayyam’ın yazmasını bulmak içim Prenses Şirin ona yardım eder. İran'a gelmesi beklenen demokrasi için bir süre orada tanıştığı arkadaşlarıyla birlikte savaşır. Fakat demokrasiye yeni kavuşan İran, Rus ve İngiliz baskılarına yenik düşerek rejim değiştirir. Umutları yıkılan Benjamin ve Şirin, yanlarında Hayyam’ın el yazmasıyla soluğu Batı'da alırlar ve evlenirler. Amerika’ya gitmek için Titanic'le yaptıkları yolculuk büyük bir felaketle sonuçlanır. Buz dağına çarparak batan gemiden kurtulmayı başarsalar da Hayyam’ın Semerkant Yazması onlar kadar şanslı değildir.


6 Nisan 2017 Perşembe

AFRİKALI LEO_Amin Maalouf

✮✮✮✮
"Ben , Hasan, tartıcıbaşı Muhammed'in oğlu , ben Giavonni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrikalı diye anılıyorum ama Afrikalı değilim. Avrupalı da Arabistanlı da değilim. Bana Granadalı, Faslı , Zayyatlı da derler ama ben hiçbir ülkeden , kentten ya da boydan değilim. Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı."
Hasan'ın yaşadığı Endülüs'ün Granada şehri Kastilyalıların saldırısına uğrar. Yerli halk ya Hristiyan olacak ya da oradan ayrılacaktır. Hasan ve ailesi Fas'a göç ederler. Hasan okula başlar. Harun'la tanışır, çok güzel bir dostlukları olur. Hasan tüccar olan dayısının yanında çalışmaya başlar. Fas Kralı Hasan'ın yaptıklarından dolayı ona bir köle kız armağan verir. Kölenin adı Hiba’dır ve Hasan ona ilk gördüğü anda aşık olur. Bu aşk Hasan'ın Kahire’ye göçüne kadar devam eder. Hasan'ın üvey kardeşi Meryem ise bir kaç yıl içinde büyüyüp güzelleşir ve ilk talibi Zervali adında yaşlı bir tüccardır. Babası Muhammed sırf iş için kızıyla bu zengin tüccarı evlendirmek ister. Fakat Hasan bu adam hakkında çok kötü şeyler öğrenir ve evliliğin olmaması için çevreye yayar. Zervali adının kötüye kullanılmasından dolayı Meryem'in hastalıklı olduğunu söyler. Meryem çok uzun bir süre hastaneye kapatılır. Dayısının ölümünden sonra Hasan kervanın başına geçer ve onun vasiyetine uyup dayısının kızı olan Fatma’yla evlenir. Hiba da yanlarındadır. Meryem'i kurtarma çalışmaları devam ederken Harun Meryem’le evlenmek istediğini söyler ve Meryem'i kaçırır. Bu kaçırılış sonrası Hasan yardım ettiği gerekçesiyle Kahire’ye sürgüne gönderilir. Fasta çok zengin olan Hasan, Kahire'ye giderken bir fırtınada tüm varlığını kaybeder. Hiba'da ailesine geri döner. Kahire de veba salgını vardır. Hasan, Yavuz Sultan Selim'in yeğeni Alaaddin'in dul eşi olan Nur ile tanışır, bir kızları olur. Hasan bir tüccarla  otururken  kaçırılır. Roma’ya götürülür. Papaya hediye olarak sunulur ve orada öğretmenlik yapar. Öğrencilerine Türkçe ve Arapça gibi diller öğretir. Papa ona yeni bir ad verir: Giovanni Leone de Medici. Ayrıca halk da onu Afrikalı Leo olarak tanır. 

21 Mart 2017 Salı

YÜZÜNCÜ AD_Amin Maalouf

✮✮✮
Evdokim adlı bir Rus, Libya'nın Cübeyl ilinde eski bir antika dükkanı ve kitapçısı olan Baldassare Embriaco'ya "Yüzüncü Ad" adlı kitabı sorar. Rus’a göre 1666 yılında dünyanın sonu gelecektir. Bu sonu engelleyecek tek şey ise Allah'ın yüzüncü adının yazıldığı iddia edilen Yüzüncü Ad adlı kitaptır. İlerleyen zamanlarda bir çok kişi Embrioca'nın dükkanına gelerek Yüzüncü Ad'ı sorarlar. 1665 yılına gelindiğinde dünyanın sonunun geleceğine dair söylentiler dilden dile dolaşmaktadır. Yaşanan panik ortamı içinde, adı geçen kitap yedi sekiz yıl önce Cübeyl'e sığınmış yaşlı ve yoksul bir Müslüman olan Hacı İdris tarafından Baldassare'a armağan edilir. Baldassare ise kitabı okumaya fırsat bulamadan, Fransa'yı temsil ettiği için hayır diyemediği bir saray görevlisine satar. Pişman olup kitabın peşinden İstanbul'a gider. Birbirini takip eden olaylar neticesinde İzmir’e, Cenova’ya, Portekiz’e, Hollanda’ya gitmek zorunda kalır. Eve dönmek isteğiyle yola çıktığında Londra' ya uğrar ve kitapla ilgili bilgiler edinir. Kitabı alan rahibin adresine gider, kitabı satın almak ister. Adam kitabı satmayacağını fakat  Arapça yazılı kitabı ona açıklaması karşılığında kitabı verebileceğini söyler. Garip bir nedenledir ki Baldassare kitabı her okumaya başladığında gözlerine bir perde iner, okuyamaz. Rahibe kendi uydurduğu şeyleri okuyormuş gibi anlatır. Kitapla birlikte Cenova'ya döner ve evlenir. 1666 yılını geçirirler. Böylece Yüzüncü Ad macerası biter.