fakir baykurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fakir baykurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2019 Çarşamba

KAVACIK KÖYÜNÜN ÖĞRETMENİ_Fakir Baykurt

✮✮
Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt’un kendi hayatının yanı sırada memleketin durumunu anlattığı sekiz kitaplık serinin üçüncü kitabı. Öğretmenlik için atandığı Kavacık köyüne gitmesiyle başlayıp, Sivas Lisesi’ne tayin olmasıyla sona erer.  

28 Ekim 2018 Pazar

ONUNCU KÖY_Fakir Baykurt

✮✮✮✮
Damalı köyünde görev yapan öğretmen tüm köylüler tarafından sevilmekte ve saygı görmektedir.  Fakat o, köyün zenginlerinden Durana ile ters düşer. Durana kızını okula göndermek istemez, dedesinden kaldığını iddia ederek tüm köylünün kullandığı merayı çevirip kendine tarla yapar. Köylü birlik olup tarlasını  bozunca, Durana bu işten öğretmeni sorumlu tutar. Bir gece düğünden dönen öğretmene dayak attırır. Köylüler ertesi sabah dere yatağında bulurlar öğretmeni, oldukça hırpalanmıştır. Herkes bu işin kimin başının altından çıktığını bilir ama ispat edemezler. Durana’dan şikayetçi olurlar. Durana ise Ankara ile arası iyi olan ahbabı Yunus Bey’e gider. Öğretmenin köyde rahat durmadığını, insanların arasını açtığını, çocuklara bir şey öğretmediğini, böyle giderse köyde öğretmen yüzünden cinayet çıkacağını anlatır. Yunus Bey siyasi gücünü kullanarak öğretmenin başka bir köye görevlendirilmesini sağlar. Ne savcılık, ne kaymakam ne de milli eğitim memuru öğretmene destek olur. Haksızlığa uğrayan ve siyasi güç karşısında destek bulamayan öğretmen görevlendirildiği köye gitmez. Öğretmenlikten ayrılarak Ortaköy isimli bir köyde demircilik yapmaya başlar.  Kısa zamanda burada da sevdirir kendini. Zamanla gözü açılan köylüler, ilçede yaşayan beylerin başıboş bırakılmış topraklarını sürerler. Yetişen ekinlerden de Bey’e pay vermezler. Öğretmen  yine şikayet edilir. Ona zarar gelebileceği gerekçesiyle bu köyden de ayrılması istenir. Korkusu dayak yemek ya da ölmek değildir. Sadece bu ülkenin aydınlandığını görmeden ölmek istemez. Evleneceği Gülşen’i de yanına alarak Ortaköy’den ayrılır. İki günlük yürüyüşün ardından Yaşarköy’e gelirler. Burası öğretmenin geldiği onuncu köydür.    

13 Temmuz 2018 Cuma

KAPLUMBAĞALAR_Fakir Baykurt

✮✮✮✮
Ankara’ya 100 km mesafede bulunan 60 haneli, küçük bir yerleşim yeridir Tozak. Çorak toprağıyla, susuz, kurak, yoksul bir Alevi köyüdür. Köylülerden Pat Ali oğlunu evlendirecektir. Konuklara şarap ikram edebilmek için üzüm yetiştiren çevredeki sünni köylerinden birine gider. Şarap yapılacağını duyan köylüler ona üzüm vermek istemezler, zorluk çıkarırlar. Köyün kuraklığına, yoksulluğuna, çaresizliğine çok üzülen Eğitmen Rıza köyün dışında kullanılmayan bir arazinin bağ için uygun olduğunu düşünerek köylüleri ikna eder. En büyük destekçisi Kır Abbas’tır. Tüm köylüler el ele vererek, sabahtan akşama kadar çalışarak, bel hizasında olacak şekilde bu toprağı alt üst ederler. Kasabadaki Ziraatten bağ çubukları isterler, yok cevabı alınca çevre köylerden bulurlar. Aralarına kavun, karpuz ekerler, bir de su kuyusu açarlar. Suya kavuşan toprak, kısa sürede zenginleşir. Bu süreçte kaplumbağalar, serin bağları yurt edinir. Beş yıl sonra ilk ürün için büyük bir tören hazırlarlar. Pekmez yaparlar, şarap yaparlar, bir kısmını da Ankara yoluna inip gelen geçen yolculara dağıtırlar. Olaylar bu şekilde sürerken, köylü kötü bir sürprizle karşılaşır. Köye kadastro ekibi gelir. Bağ yapılan arazinin hazine malı olduğu söylenir. Ya köylüler bu araziyi satın alacaktır ya da arazi açık artırmaya çıkarılacaktır. Köylülerin satın almak için parayı bulmaları mümkün değildir. Canla başla çalışarak adam ettikleri, zenginleştirdikleri bu toprakların ellerinden alınacak olması köylüleri küstürür. Kır Abbas, gözyaşları ve hüzün içinde köyün hayvanlarını bağa salarak, tüm yapılanları bozar. Böylece tüm yeşermeye başlayan umutları yok olur ve eski kurak zamanlarına dönerler. Kaplumbağalar da darmadağın olan bağları terk ederler.

28 Nisan 2018 Cumartesi

CAN PARASI_Fakir Baykurt

✮✮✮✮

“Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.”
1974 Sait Faik ödülü almış olan kitap, yazarın hayatı ve eserleriyle ilgili yapılmış bir röportajla başlıyor ve köyden, kasabadan dramatik insan manzaraları sunduğu yirmi bir öyküsünü barındırıyor.

5 Şubat 2017 Pazar

TIRPAN_Fakir Baykurt

✮✮✮✮
Gökçimen Ankara'ya bağlı bir köydür. Bu köyde kızları biraz büyüyüp serpildi mi, sorgusuz sualsiz birkaç altın akçaya yaşlı ve zengin adamlara verirler. Velikul'la Havana'nın kızları Dürü de bu köyün güzel kızlarından biridir. İlkokul beşi bitirdiği  yaz, komşu köy  Evci'nin ağası Kabak Musdu bir görüşte vurulur Dürü'ye. Musdu'nun yaşı geçkin, parası ise boldur. Gökçimen'den birkaç yandaş edinip  Dürü'nün babasından söz alır. Dürü, Kabak Musdu'nun ikinci eşi olacaktır. Anası karşı çıkar; Dürü kıyametleri koparır. Daha önce onunla aynı kaderi paylaşan kızlar gibi kendini asmayı düşünür. Köyün akıllı-delisi Uluguş Nine karşı çıkar Dürü'nün bu fikrine. Gökçimen'in kızlarının kaderi değişsin ister. Ama nasıl?