Nimeta,
evli ve iki çocuğu olan gazeteci bir kadındır. Kendisi gibi gazeteci olan Stefan'a
aşık olur. Nimeta, duygusal olarak kocasından uzaklaşsa bile ona boşanmak
istediğini söyleyemez ve Stefan’dan ayrılır. O dönem Sırp milliyetçiliğini
kışkırtan bildiriler yayınlanır. Sırplar, Büyük Sırbistan hayallerini
gerçekleştirmek için harekete geçmişlerdir. Knin, Zagreb ve Belgrad arasında
siyasi ve askeri olaylar patlak verir. Sırp Gönüllü Muhafızları adı altında
toplanan gençler Hırvatistan'da bir gece içinde insanları zorla evlerinden
atarlar. Mallarını mülklerini bırakıp gidenlerin evleri yağmalanır, yakılıp
yıkılır. Burhan, işlerini halletmek için Knin'e gittiği sırada olaylar artar.
Ona ulaşamayan Nimeta, savaş muhabirliği görevini üstlenip kocasını bulmak için
yola çıkar, onu bulsa da Zagreb'de mahsur kalırlar. Sokaklar cesetlerle
doludur, siviller rastgele açılan ateşler yüzünden ölür, evler yağmalanır. Saraybosna'yı
bölmeyin sloganıyla Boşnaklar, Sırplar, Hırvatlar, Müslümanlar, Ortodokslar,
Katolikler sokağa dökülse de savaş Saraybosna'ya
da gelir. Saraybosna'da hayat durur. Gittikçe
hırçınlaşan Burhan Stefan’ı öğrenir ve evi terk eder. Burhan’la birlikte Nimeta’nın
kardeşi ve oğlu Fiko da orduya katılır.
Fiko yaralanır ve savaş bölgesinden çıkmasına Stefan yardım eder. Saraybosna
Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in onca uğraşlarına rağmen hiç bir batı ülkesi
bu katliamlara, soykırımlara engel olmak için fiilen yardım etmez. 1992 yılında
başlayan savaş 1996 yılına kadar devam eder. 1.600'ünü çocukların oluşturduğu
10.600 Boşnak hayatını kaybettikten sonra savaşan taraflar Dayton Anlaşmas’nı
imzalarlar.
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
13 Nisan 2017 Perşembe
11 Nisan 2017 Salı
EDGAR ALLAN POE Öyküler
✮✮✮✮
Edgar
Allan Poe 1809-1849 yılları arasında yaşayan ABD'li şair, öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni. Poe modern
anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin öncüsüdür. O zamanın yaygın kullanılan cümlesiyle “kanı dondurarak”
eğlendirmektir amacı. “Ahlakı ya da ahlak yokluğu yazdıklarına sızan sarhoş,
uyuşturucunun etkisinde, baştan çıkmış, ölü sevici yaratık” gibi üzerine
yapışıp kalmış bir imajla yaşamış ve bolca eleştirilmiştir. Bu ciltte kırk
öyküsü yer almaktadır. Özellikle "Kuyu ve Sarkaç, Boşboğaz Yürek, Kara Kedi, Kalabalıkların
Adamı, William Wilson, Bir Aksilik" başlıklı öyküleri daha ilgi çekici buldum.
8 Nisan 2017 Cumartesi
AKLINDAN BİR SAYI TUT_John Verdon
✮✮✮✮
Mark
kendisine gelen esrarengiz mektuplar üzerine arkadaşı David’ten yardım ister. Mektupta kendine X.ARYBDİS adını veren kişi ondan bir sayı tutmasını ister.
Mark aklından 658 sayısını geçirir. Zarfın içerisinde küçük bir zarf daha mevcuttur
ve içerisinde 658 yazılıdır. Sayıyı doğru tahmin etmişte 289,87 dolar ödeme
yapması istenir. Mark verilen adrese parayı çek olarak gönderir fakat çek iade edilir. Mark bahçesinde vahşice öldürülmüş olarak bulunur. David arkadaşının ölümünü
araştırırken aynı tarzda iki cinayet daha işlenir. Aynı mektuptan onlara da
gönderilmiştir. Aynı miktardaki para istenmiş ve gönderilen çekler iade edilmiştir. David katilin polislerden ve
alkoliklerden nefret ettiğini, öldürülenlerin geçmişinde alkol bağımlılıkları
olduğunu, ancak bunları tespit için aklından sayı tutmalı bir oyun oynadığını,
öldüreceği kişileri bilmediğini, sadece mektuplarına çek ile ödeme yapanların
(çekte isim-soyisim-adres yazılması gerekir) adreslerini tespitle öldürdüğünü anlar.
David çeklerin gönderildiği adres üzerinden Dermott’a ulaşır. 20-25 yıl önce
sarhoş bir polis baba çocuğunun gözleri önünde annesinin boğazını kesmiştir. David
aradıkları katilin bu çocuk olan Dermott olduğunu anlar. Yüzbaşı Nardo ile
evine giderler. David ve Nardo ‘yu tuzağa düşüren Dermott annesini yatağa
yatırır ve kendisi de yanına uzanarak Nardo’nun sarhoş polis baba taklidi
yapmasını ister. Nardo viski şişesini kıracak, tam anneyi kesmek üzereyken
Dermott onu silahıyla öldürecektir ve böylece annesini kurtarmış, babasından
intikamını almış olacaktır. Çıkan arbedede anne ölür. Dermott hastaneye
kaldırılır ve orada yaşamını yitirir.
6 Nisan 2017 Perşembe
AFRİKALI LEO_Amin Maalouf
✮✮✮✮
"Ben
, Hasan, tartıcıbaşı Muhammed'in oğlu , ben Giavonni Leone de Medici; bir
berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrikalı diye
anılıyorum ama Afrikalı değilim. Avrupalı da Arabistanlı da değilim. Bana
Granadalı, Faslı , Zayyatlı da derler ama ben hiçbir ülkeden , kentten ya da
boydan değilim. Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en
beklenmedik olanı."
Hasan'ın
yaşadığı Endülüs'ün Granada şehri Kastilyalıların saldırısına uğrar. Yerli halk
ya Hristiyan olacak ya da oradan ayrılacaktır. Hasan ve ailesi Fas'a göç ederler.
Hasan okula başlar. Harun'la tanışır, çok güzel bir dostlukları olur. Hasan tüccar
olan dayısının yanında çalışmaya başlar. Fas Kralı Hasan'ın yaptıklarından
dolayı ona bir köle kız armağan verir. Kölenin adı Hiba’dır ve Hasan ona ilk
gördüğü anda aşık olur. Bu aşk Hasan'ın Kahire’ye göçüne kadar devam eder.
Hasan'ın üvey kardeşi Meryem ise bir kaç yıl içinde büyüyüp güzelleşir ve ilk
talibi Zervali adında yaşlı bir tüccardır. Babası Muhammed sırf iş için kızıyla
bu zengin tüccarı evlendirmek ister. Fakat Hasan bu adam hakkında çok kötü şeyler
öğrenir ve evliliğin olmaması için çevreye yayar. Zervali adının kötüye kullanılmasından
dolayı Meryem'in hastalıklı olduğunu söyler. Meryem çok uzun bir süre hastaneye
kapatılır. Dayısının ölümünden sonra Hasan kervanın başına geçer ve onun vasiyetine
uyup dayısının kızı olan Fatma’yla evlenir. Hiba da yanlarındadır. Meryem'i
kurtarma çalışmaları devam ederken Harun Meryem’le evlenmek istediğini söyler
ve Meryem'i kaçırır. Bu kaçırılış sonrası Hasan yardım ettiği gerekçesiyle Kahire’ye sürgüne gönderilir. Fasta
çok zengin olan Hasan, Kahire'ye giderken bir fırtınada tüm varlığını
kaybeder. Hiba'da ailesine geri döner. Kahire de veba salgını vardır. Hasan, Yavuz
Sultan Selim'in yeğeni Alaaddin'in dul eşi olan Nur ile tanışır, bir kızları olur.
Hasan bir tüccarla otururken kaçırılır. Roma’ya götürülür. Papaya hediye
olarak sunulur ve orada öğretmenlik yapar. Öğrencilerine Türkçe ve Arapça gibi
diller öğretir. Papa ona yeni bir ad verir: Giovanni Leone de Medici. Ayrıca
halk da onu Afrikalı Leo olarak tanır.
4 Nisan 2017 Salı
İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ_Charles Dickens
✮✮✮
Dr.
Manette Paris'te bir hapishanede aristokratlar yüzünden suçsuz yere 18 yıl
yatar. Bu yüzden akli dengesi bozulmuştur. Londra'da yaşamakta olan kızı Lucie,
eski bir aile dostu olan Lorry ile Paris'e gelerek babasını alır, birlikte
Londra'ya dönerler. Dönüş yolculuğunda Charles Darney ile tanışırlar. Darney
aslında Fransızdır. Aristokrat olan ailesi ile tüm bağlarını koparmış ve adını
değiştirmiştir. Aristokratlardan nefret eden Darney, Lucie'ye âşık olur ve
onunla evlenir. Kızları altı yaşına geldiğinde Fransa'da ihtilal başlar. Fransa’dan
Darney’e bir mektup gelir. Kendisinden yardım istenmektedir. Darney Fransa’ya
döner. Ailesinden sadece Darney hayatta kalmıştır. Aristokrat olduğu
gerekçesiyle tutuklanır. Haber İngiltere'ye ulaşır ulaşmaz Dr. Manette ve Lucie, Darney'i kurtarmak için Paris'e gelirler. İhtilalciler Darney'in ailesine karşı
aşırı bir nefret duyarlar. Darney mahkemeye çıkarılmadan bir buçuk yıl hapis
kalır. Bu arada karısıyla bile görüştürülmez. Sonunda yargılanır ve halkın
saygı duyduğu Dr. Manette'in, damadı lehine tanıklığı sayesinde serbest kalır.
Bir süre sonra babasının ve amcasının işlediği bir suçtan dolayı tekrar
tutuklanır. Halk düşmanı ilan edilir ve idamına karar
verilir. Lucie'yi derin bir aşkla seven Avukat Carton, Lucie'yi mutlu etmek
için Darney'i hücresinde ziyaret eder. Darney'le birbirlerine çok
benzemektedirler. Onu bayıltarak kıyafetlerini değiştirir ve Avukat Carton, Darney'in yerine
giyotine gider. Darney, Lucie ve kızını alarak Paris'ten kaçar.
1 Nisan 2017 Cumartesi
BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ_Khaled Hosseini
Meryem
evlilik dışı bir ilişki sonucunda doğmuştur. Bir harami olduğunu beş yaşında
öğrenir. Babası Celil varlıklı birisidir
ve karıları vardır. Onları istememiştir. Meryem ve annesi Nana bir kulübede yaşamaktadırlar.
Babası Meryem’i her perşembe elinde bir hediyeyle ziyarete gelir. Bir gün Meryem babasını ziyaret etme kararı
alır ve onun yanına gider. Babası ise onu istemez ve geri gönderir. Meryem eve
döndüğünde psikolojik sorunları olan annesinin kendisini astığını görür. Bunun
üzerine babası ile birlikte kalmak zorunda kalır. Babası hemen Meryem'i
göndermeyi aklına koyar. Meryem'i Raşit isimli orta yaşlı bir adamla
evlendirir. Evliliği onun için bir cehennem azabıdır. Meryem üst üste çocuk
düşürür, kötü bir hayat sürer. Yaşlanmıştır ve düşürdüğü çocuklar için hep
suçlanır. Leyla ise Meryem'in komşusudur, savaşta ailesini kaybeder ve
Meryem'in evinde kalmaya başlar. Raşit genç bir kadını daha fazla evinde
tutamayacağını söyleyerek onunla evlenir. Leyla’nın başka çaresi yoktur. Leyla
ve Meryem başlarda anlaşamazlarsa da birbirlerini tanıdıkça severler. Birbirleriyle
birlik olup Raşit’e direnirler çoğu zaman. Kısa bir süre sonra Leyla’nın bir
kızı olur, adını Azize koyarlar. Bir gün kaçmaya çalışırlar fakat başarısız
olurlar ve Raşit onları ağır bir şekilde cezalandırır. Daha sonra Leyla’nın
Zalmay adında bir oğlu olur. Raşit iflasa uğrar. Varlarını yoklarını satarlar. Azize’yi
bir yetimhaneye bırakırlar. Raşit, eski günlerde Leyla’nın kesinlikle
evleneceğini düşündüğü Tarık’ın eve geldiğini öğrenir. Leyla’yı boğarak
öldürmek üzereyken Meryem, Raşit’in kafasına kürekle vurur. Meryem onu öldürmek
zorundadır. Yoksa Leyla ve kendisi için ölüm kaçınılmazdır. Meryem teslim olur
ve suçunu itiraf ederek her şeyi kabul eder. Leyla, Tarık, Zalmay ve Azize
yeni, güzel ve başarılı bir hayata yelken açarken Meryem’in hayatı idam cezası
ile sonlanır.
KÖPRÜ_Ayşe Kulin
✮✮✮✮
Erzincan
Valisinin odasına giren Bayram, masanın üstüne yeni doğmuş bir bebek bırakır.Bayram
karısının doğum vakti gelince, doğumun köyde yapılamayacağını anlamış ve
karısını öküz arabasıyla su kenarına getirmiştir. Fırat Nehri üstündeki köprü bir süre önce yıkıldığından, ulaşım küçük bir
feribotla yapılıyordur; fakat Bayram feribotun kaptanını bulamaz. Saatlerce beklerler.
Bayram son anda bebeği kurtarır fakat karısı kan kaybından ölür. Tüm bunlardan
devletin sorumlu olduğunu düşünerek validen hesap sormak istemektedir.Devlet
her seferinde köprünün yapılacağı sözünü vermiştir; fakat ağır işleyen
bürokrasi engeli aşılamamıştır. Elmas
adında bir kadın az bir maddi yardım karşılığında kendi oğlu Erdal'la birlikte Bayram’ın
oğlu Öksüz'ü emzirmeyi kabul eder. Bayram tekrar inşa edileceği söylenen köprünün temel
inşaatında çalışmaya başlar. Elmas’ın yaşadığı Başbağlar köyü teröristlerce
basılır. Köyün erkekleri meydanda kurşuna dizilir. Elmas’ın kocası ve oğlu
ölür. Ağacın dalları arasına sakladığı Öksüz ise kurtulur. Vali, belediye başkanı ve müteahhitler bir olup Ankara'dan bir mühendisle anlaşırlar. Masraflar için Erzincanlı zenginlerinden para yardımı toplarlar. Köprü
Ankara'da yapılacak, sonra parçalara ayrılıp demir çubuklar halinde Erzincan'a
taşınacak ve parçalar tekrar birleştirilecektir. 2 yıl aradan sonra Ankara'daki
köprünün inşaatı biter. Montaj ekibi köye gelir. Bu sırada yeni bir terör saldırısında teröristler
Fırat üstündeki tek feribotu yakarlar. Bir yıl projeye ara verilir. Bir yıl
sonra artık her şey hazırdır, tek sorun bu kadar ağır bir köprünün nasıl karşı
yakaya geçirileceğidir. Çemişgezek'te üç
yüz tonluk kızakta bir feribot bulunur. Artık tek umut bu feribottur. Bir hafta
sonra feribot gelir ve köprünün karşı tarafa taşınması için hazırlıklar
yapılmaya başlanır. Bütün Erzincan heyecanla bu olayı takip etmektedir. İlk
denemelerde feribot gerçekten hiç ümit vermez, sürekli motor bozulur ve
saatlerce tamir edilmeye çalışılır. En sonunda tam herkes ümidini yitirmişken
köprü karşıya geçirilir ve iki parçası birleştirilerek yerine oturtulur. Köyde
bayram havası yaşanır, yıllardır süren hasret ve çile sona ermiştir. Valinin adı
unutulmamak üzere Erzincanlıların yüreğine kazınmıştır. Bayram ve Vali birlikte köprünün üstünden geçerler. Bayram Elmas'la evlenir.
Öksüz'e ise Vali'nin ismini verirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


