9 Haziran 2018 Cumartesi

KAHİRE MODERN_Necip Mahfuz

✮✮✮

1922 yılında Mısır İngilizlere karşı tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eder. Kral Faruk yönetimi altında bağımsızlık fikrine alışmaya çalışan bir toplumda, yeni çelişkiler yaratacak fikirlerin, köktenciliğin ve Arap milliyetçiliğinin tohumları atılmaktadır. Bu ortamda yoksul bir aileden gelen ve kısa yoldan zengin olma hırsıyla yanıp tutuşan bir üniversite öğrencisi olan Mahcub, yükselme tutkusuyla her türlü ödev duygusuna ve ahlaki ilkeye sırt çevirir. Açlığın pençesinde geçen yılların ardından, hiç düşünmeksizin karşısına çıkan ilk memuriyet fırsatına tutunur. Ancak hayata ve toplumu oluşturan değerlere karşı sinik bir tutum benimseyen bu genç adam, Mısır toplumunu sarsan siyasi çalkantıların arasında, kendisini katbekat aşan olaylar girdabında kaybolmaya mahkûmdur.

Kahire Modern, bir grup üniversite öğrencisinin kesişen hayatları üzerinden Kahire’nin zengin ve yoksul kesimlerini, sosyal ve düşünsel dokusunu, bürokrasi aygıtındaki yozlaşmayı, açlığı ve öfkeyi, sınıf atlama tutkusuyla körleşen karakterleri olağanüstü bir canlılıkla gözler önüne seriyor.
 

6 Haziran 2018 Çarşamba

YILANI ÖLDÜRSELER_Yaşar Kemal

✮✮✮
Esme öyle güzeldir ki ona bakıp da gönlü kaymayan yoktur. Abbas, Esme’nin köylüsüdür ve vurgundur Esme’ye. Esme de Abbas’a karşı boş değildir. Ancak Esme’yi Abbas’a vermezler. Abbas, onun uğruna üç kişiyi yaralayarak hapse düştüğünde, Halil kendisini istemeyen Esme’yi dağa kaldırır.  Ardından evine götürüp bir imam çağırarak imam nikahıyla evlenir Esme’yle. Esme bir yıl hiç kimseyle konuşmaz, dünyaya küser. Üç kez kaçmaya çalışır fakat üçünde de Halil yolda yakalayıp geri getirir Esme’yi. Oğlu Hasan’ın doğumundan sonra Esme değişir. Artık yalnız oğlunu, Hasan’ını düşünür. Bir akşam Hasan,  annesi Esme ve babası Halil  sofra başındayken hapisten kaçan Abbas tarafından evleri kurşunlanır ve Halil ölür. Abbas, Esme’yi sürükleyerek yanında götürür. Halil’in kardeşleri ve köylüler sabaha karşı Abbas’ın ölüsünü köy meydanına getirirler. Esme’yi de döverler. Halil’in anasının gözünde oğlunun katili Abbas değil Esme’dir. Diğer oğullarına Halil’in kanını yerde bırakmamak için Esme’nin öldürülmesinin şart olduğunu söyler. Hiçbiri yapamaz. Esme’nin güzelliğine kıyamazlar. Üstelik Esme’nin çok kıyıcı olan ailesinden de çekinirler. Kendileri öldüremeyince bu işi yapması gereken kişinin Hasan olduğuna kanaat getirirler. Büyükanası sürekli Esme’nin kötülüğünden, başlarına bela getirdiğinden, babasının katili olduğundan bahseder. Köylülerden biri Halil’i gördüğünü iddia eder. Söylediklerine göre Halil kanı yerde kaldığı için hortlamıştır ve zebaniler onu her gün farklı bir hayvana dönüştürmektedir. Bir gün köpek, bir gün kartal, bir gün kedi, bir gün sümüklü böcek, bir gün yılan… Bu söylentiler köyde iyice yayılır. Söylentilerden iyice bunalan Hasan baskılara daha fazla dayanamaz ve amcasının verdiği silahla annesini vurur.

2 Haziran 2018 Cumartesi

CEHENNEM_Dan Brown

✮✮
Dünya nüfusunun hızlı artışı nedeni ile insanoğlunun yüz yıl içinde neslinin tükeneceğini düşünen genetik uzmanı Bertrand Zobrist, bu nedenle insan nüfusunu azaltacak özel bir virüs yaratır. Bu virüsün kendisi tarafından insanlığa hediye olduğunu göstermek için de bir video kaydı yapar. Çalışmalarından haberdar olan Dünya Sağlık Örgütünden(WHO) bir grup onun peşindedir. Virüsün aktif hale gelmesine çok az zaman kalmıştır. İntihar eden Zobrist arkasında Dante’nin “Cehennem”inden esinlenerek yapılmış Botticelli’nin ünlü bir tablosuna ait izler bırakır. WHO direktörü bu izlerin takibi için Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon’dan yardım ister. Robert Langdon, virüs yayılmadan, bir an önce onu bulmak ümidiyle, ipuçlarının peşinden Floransa’dan Venedik’e, oradan da İstanbul’a gitmek zorunda kalır.

26 Mayıs 2018 Cumartesi

GERMİNAL_Emile Zola

✮✮✮✮✮

Makine şefliği işinden kovulan Etienne, yeni bir iş bulmak ümidiyle Kuzey Fransa'daki Montsou'ya gelir. Maden işçileri oldukça zor koşullar altında ve düşük ücretle çalışmalarına rağmen, ekonomik buhrandan dolayı, iş sahibi olduklarına şükrederler. Etienne iş istediğinde önce yok dense de bir işçi kadının ölümü üzerine, Maheu adındaki bir işçinin aracılık etmesiyle kömür arabası itmek üzere işe alınır. İki oğlu ve bir kızı ile madende götürü usulü çalışan Maheu’nun ayrıca evde dört küçük çocuğu, eşi ve yaşlı babası vardır. Tüm diğer madenci evleri gibi kazandıklarıyla geçinemeyecek durumdadırlar. Borç alarak, acımasız bakkala yalvararak, zenginlerin evine giderek yemek bulmaya çalışırlar. Etienne, Maheu’nun evinde kiracı olarak kalmaya başlar. İşçiler, son zamanlarda birçok şey sebep gösterilerek kesilen ücretlerden dolayı artık para yetiştiremez ve geçinemez hale gelirler. Öfkeli ve haksızlıklara tahammülü olamayan Etienne, yardım sandığı adı altında bir proje başlatır. O, artık işçilerin lideri konumundadır. Şartların iyileştirilmesi için yöneticilerle görüşseler de talepleri kabul edilmez. Erternasyonal'in (uluslararası işçi örgütlenmesi) de yardımıyla grev kararı alırlar. Önce Montsou'da başlayan grev daha sonra diğer kömür madenlerine de sıçrar. Greve katılmayan ocaklara binlerce kişiyle yürüyerek çalışmaları durdururlar, işçilerin madene inmesine engel olurlar. Her gittikleri yerde yakıp yıkarlar. Etienne, öfkeli işçi grubuna söz dinletemez. Onların önünde sürüklenmektedir. İşletme sahipleri madende çalışmak üzere dışarıdan işçi getirince Etienne liderliğindeki işçiler, askerler tarafından korunan ocağa yürürler. Askerlere taş atarlar. Çıkan ateşli saldırıda Maheu ile birlikte yaklaşık yirmi kişi ölür. Bunun üzerine şirket olayları yatıştırmak için ocakları açar.  Fakat işçilerin durumunda bir düzenlemeye gidilmez. Ancak her şey yıkılıp yok edildikten sonra yeni bir düzenin oluşturulabileceğini düşünen işçi Souvarine, ocak girişinin kaplamalarına zarar verir. İşçiler madene indikten sonra çöküntüler ve su basmaları yaşanır. İşçilerin çoğu dışarı çıkmayı başarır. Etienne’in içinde bulunduğu yirmi kişilik bir işçi grubu madende mahsur kalır. Kurtarma ekipleri ulaştığında sadece Etienne hayattadır. Altı hafta hastanede kalan Etienne, Paris'e gitmeye ve Enternasyonel'de çalışmaya karar verir. 

21 Mayıs 2018 Pazartesi

TEMELLERİN DURUŞMASI 1-2_Ahmet Kabaklı

✮✮✮✮✮

 “Temellerin Duruşması, bulabildiğimiz belgeler, okuyabildiğimiz kitaplar ışığında, yakın tarihimize tutmaya çalıştığımız bir ışıktır. Büyük emeklerle, ancak üç yılda çıkardığımız bu kitap, yakın tarihimizi yanlış aksettiren bazı kaba yalanları gidermek, doğruları araştırma fikrini milletimize arz etmek maksadıyla yazıldı. Varlığı ile iftihar ettiğimiz, ilânından bir yıl sonra doğduğumuz ve ömrünü beraber yaşadığımız Cumhuriyet'in ve son iki yüz yılın "yakın" tarihi genellikle yanlış okutulmaktadır. İlim çağında ve demokrasi iddiasında olan Türkiye'nin yalan ve menfaat karanlığına daha fazla terk edilmesi, ona zulümdür”.

13 Mayıs 2018 Pazar

ÇANAKKALE MAHŞERİ_Mehmet Niyazi

✮✮✮✮
Ey Boğaz’ın hülyalı suları!.. Şimdi hürriyetin neşesiyle yeşil tepelerin eteklerine köpüklü dalgacıklarınızla dantelalar işliyorsunuz. Sizleri çiğnemeye gelen o çelik devlere karşı kükreyemez miydiniz! Bir millet, bir ümmet, bir medeniyet kaderini sizlere emanet etmişti. Yüzyıllardan beri canları pahasına sizleri koruyana sadakatinizi esirgememeniz için Cideli Mehmet Çavuş’un, Lapsekili Ali’nin, Kilitbahirli Yüzbaşı Hasan’ın, Libyalı Üsteğmen Mevsuf’un kurban olmaları mı lazımdı!..

Siz ey Kanlısırt, Kocaçimen, Kabatepe, Alçıtepe!.. Baharın şu günlerinde üzerinize bir gelinlik gibi düşen güneşin pırıltıları altında bahtiyar uyuyorsunuz. Pütürgeli Bilal, Yozgatlı Kınalı Murat, Ezineli Yahya Çavuş, Konyalı Mıstık ve iki yüz elli üç bin vatan evladı kemiklerini sizlere siper etseydiler, haliniz nice olurdu! Bedelinizin ağırlığını göstermek için mi alev saçan namlulara karşı lavlarınızı püskürtmediniz!…..
Ve siz hayatlarının baharında şehadet mertebesine erenler!.. Alemlerin Rabbi sizler için “diridir” derken, destanınızı fanilerin yazamayacağına da işaret ediyor. Biz yazamasak  da kanlarınızla yoğurduğunuz tepelerde rüzgar ebediyete kadar cenginizi terennüm edecek, mahzun vadilerde sütun sütun fatihalarla yükselen mezar taşlarınızı gökler selamlayacak!..

“…Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Cenab-ı Allah’larından ayırmak için başka ne yapılabilir!..”

                                                            Müttefik Orduları Başkomutanı General Jean Hamilton
“Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türk'lerle omuz omuza savaşmaktır diyebilirim. Fakir insanlardı; buğday kırığından yapılmış çorba, en önemli yemekleriydi; sağlıksız su içerlerdi; çamur barınaklarında yatarlardı; fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı… Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvî bir vatan sevgisi vardır. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim."
                                                  5. Osmanlı Ordusu Kumandanı Mareşal  Liman Von Sanders

3 Mayıs 2018 Perşembe

FALCI_Stephen King

✮✮✮

NewYork'ta avukatlık yapan Billy Halleck, trafik kazasında yaşlı bir çingene kadının ölümüne sebep olur. Polis Şefi Duncan Hopley olayı derinlemesine incelemez. Birlikte golf oynadığı Hakim Cary Rossington ise kazada suçu olmadığına karar verir. Mahkeme çıkışında ölen kadının babası Billy’ye yaklaşarak yanağına dokunur ve “incel” der. O sıralar yüz on üç kilo olan Billy günden güne kilo kaybetmeye başlar. Birçok test yapılsa da bir hastalık teşhisi konulamaz. Sorunun psikolojik olduğunu düşünürler. Fakat Billy, yaşlı çingenenin kendisine söylediklerini aklından çıkaramaz. Haksız yere aklanmasına yardım eden Hakim Cary Rossington ve Polis Şefi Duncan Hopley’in de ne olduğu bilinemeyen ağır hastalıklardan muzdarip olduğunu öğrendiğinde lanetlendiklerine inanır. Yaşlı çingene onlara da dokunmuştur. Polis Şefi Duncan Hopley, beylik tabancasıyla kendini vurarak intihar eder. Hakim Cary Rossington da 3. kattan kendini hava boşluğuna bırakır. Billy başına gelenlerin haksızlık olduğunu düşünür. Ona kalırsa otomobili kullanırken dikkatini dağıtan eşi de suçludur, iki taşıtın arasından yola çıkan çingene kadın da ve hatta kadının yola çıkmasına engel olamayan yaşlı adam. Göçebe bir hayat yaşayan çingeneleri bulmak için yola çıkan Billy, elli sekiz kiloya kadar düşer. Billy Halleck, yaşlı çingene Taduz Lemke’yi, lanetini geri alması için ikna edebilecek mi dersiniz?