jodi picoult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jodi picoult etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2019 Pazartesi

AYRILIK VAKTİ_Jodi Picoult

✮✮✮✮
On üç yaşındaki Jenna Metcalf’ın ailesinin başına on yıl önce büyük bir felaket gelmiştir. Annesi Alice ve babası Thomas fil barınağı işleten iki bilim insanıdır. Bir gece barınak çalışanlarından bir kadın fil tarafından ezilerek öldürülür. Alice ise baygın bulunur. Hastaneye götürülüp tedavisi yapılan Alice ortadan kaybolur. Babası Thomas ise o günden sonra akıl hastanesinde kalmaya başlar. Büyükannesiyle yaşayan Jenna, annesi tarafından çocuk yaşta terk edildiğini kabullenemediği için, onu aramayı hep sürdürür. Günlüklerini ve mektuplarını tekrar tekrar okur, çok sevdiği filler üzerine yaptığı araştırmaları satır satır inceler. Annesini bulmasına yardım edecek bir ipucu arar. Her şeyi denemiş olmak için bir medyum olan Serenity’e başvurur. Eğer annesi ölmüşse onunla bağlantı kurabileceğini düşünür. Uzun zaman medyumluk yapan, bir zamanlar tv programı düzenleyecek kadar ünlü olan, hatta polisler tarafından olay yerlerine davet edilen Serenity ise artık eski güzel günlerini geride bırakmış, tükenmiş bir medyumdur. Artık ruhlarla bir bağlantısının kalmadığını söylemek yerine Jenna’ya annesinin yaşadığını, bu nedenle ona yardımcı olamayacağını söyler. Jenna annesini bulması için on yıl önce fil barınağındaki olayda görevli olan, şimdilerde ise özel dedektiflik yapan eski polis memuru Virgil Stanhope’a gider. Bu araştırma sürecinde Jenna ve yol göstericileri,  kendileriyle, geçmişleriyle ve hayatlarının karanlık bölgeleriyle ilgili farkına bile varmadıkları şeylerle karşı karşıya kalacaklar.

7 Mayıs 2017 Pazar

KIZ KARDEŞİM İÇİN_Jodi Picoult

✮✮✮✮

Sara ve Brian çifti 2 yaşındayken kendisine lösemi teşhisi konulan kızları Kate'i hayatta tutabilmek için, doktorların önerisiyle kanı, iliği, organları, her şeyi Kate'e uygun bir bebek yapmaya karar verirler. Anna, on üç yaşına gelene kadar lösemi olan ablası ne zaman hastalansa, onunla birlikte hastaneye yatar. Sayısız kan naklinin yanında kemik iliği verir, bebekliğinden beri kendine ait bir yaşamı olmaz. Ablası Kate’in böbrekleri ağır tedaviler sonucu  iflas edince Anna’dan ameliyat masasına yatması, böbreklerinin birinden vazgeçmesi beklenir. Anna, onu ilgilendiren tıbbi konularda kendi kararlarını alabilmek ve bedeninin kullanım haklarını kazanabilmek için anne ve babasına karşı bir dava açar. Hayatını Kate'e ve onu hayatta tutmaya adamış olan anne bundan hiç hoşlanmaz,  Anna'nın dikkat çekmek için bu oyunu oynadığını düşünür İtfaiyeci olan baba ise Anna'nın yanında, şimdiye dek her şeyi Kate için yaptıklarının, bir kez olsun Anna'nın tarafından bakmadıklarının, ilk sıraya Anna'nın iyiliğini koymadıklarının bilincindedir. En büyük çocuk olan Jesse ise sadece tek bir çocuğa odaklanmış  ailesiyle değil, garajlarında yaşar, uyuşturucu kullanır ve babasının gelip söndüreceği yangınlar çıkarır kimsesiz binalarda. Mahkeme sürecinde Anna’nın bu kararının temelinde ablasının olduğu ortaya çıkar. Kate organ naklini istememiştir. Hem sonu gelmez ağır tedavilerden bıkmıştır hem de kardeşini özgür bırakmak istemiştir. Mahkeme Anna’yı haklı bulur. Fakat olaylar bambaşka bir şekilde ilerler.


19 Kasım 2016 Cumartesi

CAM ÇOCUK_Jodi Picoult

✮✮✮✮✮
Osteogenesis Imperfekta kısaca OI hastalığı ile dünyaya gelen Willow O'Keefe'nin yaşam öyküsü. Olaylar aile bireylerinin, doğum doktorunun ve avukatlarının gözünden bölümler halinde anlatılır. Hastalığı sebebiyle hastane ve tedavi masrafları oldukça yüksektir. Bulunduğu ortamlarda onun kullanımına uygun düzenlemeler yapılması da gerekir ki; ailenin maddi durumu gün geçtikçe daha da kötüleşmektedir. Annesi Willow'un yaşam standartlarını iyileştirebilmek adına tazminat alabilmek için "Kusurlu Doğum" davası açar. Dava süreci oldukça sancılı geçer.
Her bir bölümde onların gözlerinden olaya bakarken ve -sen de haklısın- derken buldum kendimi. Okurken kendimi  yargıladım sürekli. "Ben olsaydım, nasıl davranırdım?"
Güzel bir konu, etkileyici bir anlatım, akıcı bir dil. Beğenerek okudum.