İhtiyar,
tanınmış bir şeyhin gücüne ve varlığına yakışan tek oğludur. Zekidir, iyi
yetişmiştir. Anarşiyi kendine yaşam biçimi seçmiştir. İttihat ve Terakki’nin üç
liderini öldürmek ister. Bacanağının ihbarı ile yakalanıp idamla yargılanır.
Karısının girişimleriyle kurtulmasına rağmen bunu gurur yapan ihtiyar karısını
zehirleyerek öldürür. “Sevgi”yi kişiliğin teslim bayrağı olarak nitelendiren
İhtiyar, böylelikle kendince bu prangadan kurtulmuş olur.1930’lu yıllarda
anarşi ve terör ile ciddi bir güç sağlamaya başlar. Devleti yok etmek
amacındadır. Türlü alanların üne, paraya ve koltuğa düşkünlerini aramaya
koyulur. Ele geçirdiği her insan, en azından bir kişi daha getirir. Böylelikle
çok hızlı büyür. Adamlarını tarikatlar gibi örgütler ve çalıştırır. Dervişleri
vardır. Onları yurdun dört bucağına salar, ülkede olup bitenleri ayrıntıları
ile ve düzmece, ama akla yatkın belgelerle kulaklara aktarmak için kullanır.
Milleti Devlet’ine düşman etmek için elinden geleni yapar. Raşit –Delikanlı- türlü zorluklarla öğrenimine
devam eden bir üniversite öğrencisidir. İhtiyar’ın kürsüde konuştuğu bir
derste, onun yaptığı konuşmayla ilgili sorduğu soru İhtiyar’ın ilgisini çeker. Raşit
zor günler geçirmektedir. Yalnızdır, parasızdır. Gururu yüzünden girdiği çeşitli
işlerden kovulmuştur. İhtiyar onun bu zor durumundan yaralanıp kendi
bağlantılarını kullanarak bir işe girmesini sağlar. Delikanlıyı varisi olarak
görmektedir ve onu kendisine bağlamak için Güliz isimli bir kızı tuzak olarak
kullanır. Ancak durum istediği gibi olmaz ve Güliz de delikanlıya âşık olur. Raşit
iyice kapana kıstırıldığını düşünmektedir. İhtiyar’ı “İyileştirilemez bir akıl
hastalığı” olarak görmektedir. Ondan kurtulmanın imkansız olduğuna inanır.
Fakat yine de intihar etmek yerine imkansızın peşine düşmeye karar verir.
İhtiyar’dan kanlarına girerek yok ettiği genç fidanların öcü alınmalıdır. Güliz
ve Delikanlı bir plan yaparlar. Güliz, İhtiyar’a bir ıhlamur yapıp zehri de
içerisine boşaltır fakat zehirlendiğini anlayan ihtiyar tarafından vurulur.
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
tarık buğra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarık buğra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ağustos 2019 Salı
7 Kasım 2017 Salı
OSMANCIK_Tarık Buğra
✮✮✮
Ertuğrul
Gazi’nin el avuca sığmaz oğlu Osmancık, güçlü ve kuvvetlidir. Herkes tarafından
sabırsız ve öfkeli olarak bilinir ve bu nedenle de onun devlet yönetiminden çok
uzak olduğunu düşünürler. Kendisi de bunun farkında olduğundan bu tür işlerle
pek uğraşmaz. Osmancık, yoldaşları Konur Alp, Sungur, Gazi Rahman, Akça Koca
ile birlikte ava çıkmayı, komşu beyliklere eğlenceye gitmeyi daha çok sevmektedir.
Ede Balı ile tanışmasından sonra Osmancık değişir ve bambaşka bir yön tutmaya
başlar. Osmancık ufka dalıp dünyanın çok büyük olduğunu düşünürken yanına gelen
Ede Balı, ona “Dünya’yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz oğul! Hırsımız,
sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor sonra da Dünya’yı çok
büyük görüyoruz, der ve ilave eder: Dünya bir ömür için, bir tek insan için
büyüktür. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek
bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil!” Osmancık, Ede Balı’nın kızı Malhun Hatun’a âşık olur fakat Ede
Balı’nın kızını vermemesi Osmancık’ı bir değişim ve arayış içine sürükler.
Kendisinden ne beklenildiğinin arayışı içindedir. Osmancık, Ede Balı’nın
tekkesinde kaldığı bir gün rüyasında Ede Balı’nın göğsünden çıkan bir ayın
kendi göğsüne girdiğini, sonra bir çınar ağacı şeklinde dünyaya dal budak saldığını
görür. Dört yana rahmet ve nur yağdıran bir çınar ağacıdır. Rüyanın tabirine
göre, bu ay Malhun Hatun, bu çınar ağacı ise Osmancık’ın kuracağı devlettir. Osmancık
tüm bu olanlardan sonra kararını vermiştir. Kılıcını, yayını, topuzunu kendisi
için değil, soyu sopu için, soyunun amacı için kullanacaktır. Osmancık’taki
değişimi gören Ede Balı kızı ile evlenmesine izin verir. Osmancık, yaşlanmış
olan babası Ertuğrul Gazi’nin yerine beğ seçilir. Osman Beğ, ilk iş olarak
civardaki Türk boylarını birleştirir. Yeni topraklar alınır, kaleler düşürülür
yeni gelenler, bu topraklara yerleştirilir. Savaş, akın, ganimetin
paylaşılması, yerleşme biçimi, doğumlar, evlenmeler, dostluk ve düşmanlıklar
her şey bir düzene bağlanmıştır. Yöredeki herkes hayatından, malından emindir. İnegöl,
Yarhisar, Aydos, Bilecik, İznik kaleleri alınır. Sırada Bursa vardır. Fakat
Bursa çok iyi korunmaktadır. Kuşatma yapılır. Bu kuşatmayla oğlu Orhan ilgilenmektedir.
Bu sırada Orhan hem yönetimde hem gazada olgunlaşmış, başarılara ulaşmıştır.
Bundan sonra tek amaç Bursa’yı almaktır. Bu sırada Osman Beğ’in baba dostları,
yoldaşları birer birer vefat etmektedir. Osman Beğ ise ölüm döşeğinde oğlundan
gelecek zafer haberini beklemektedir. Sonunda nal seslerini duyar ve gülümser.
Bursa alınmıştır. Osman Beğ beklediği habere ulaşmıştır. O, huzur içinde
ölürken yeni bir dönem başlar.
29 Nisan 2017 Cumartesi
DÖNEMEÇTE_Tarık Buğra
✮✮✮✮
Dönemeçte,
bir Anadolu kasabası olan Akşehir’de doktor olarak çalışan Şerif’in hayatından
ve çevresinden kesitler sunar. Doktor Şerif, eski sevgilisi Handan’ı, dürüst
olmadığını düşündüğü erkeklerden korumak için uğraşır. Çünkü daha önce Handan
ile bir aşk yaşamıştır, ancak genç kızın bazı isteklerini benimsediği değerlerle uyuşmadığı için
karşılamamış; bunun üzerine Handan, onu terk etmiştir. Sonu belirsiz arayışlara
girmiştir. Şerif ise genç kızın içinde bulunduğu durumdan kendisini sorumlu
tutar. Onu çevresinde bulunan “iştiha”lardan korumaya, savcı yardımcısı
Orhan’la eczacı Celal’in Handan’ı elde etmek için giriştiği oyunlara engel
olmaya çalışır. Ne var ki Şerif bu işi başaramaz. Handan tarafından terk edilen
Celal, intihar eder. Şerif, bunun intihar değil bir cinayet olduğunu; bundan
Handan’ın doğrudan, Orhan ile kendisinin de dolaylı olarak sorumlu olduğunu
düşünür. Ardından Orhan’a, nişanlısı Handan’ın Celal’in intiharında oynadığı
rolü gösterir. Gerçeği gören Orhan, Handan’ı terk eder. Terk edilen Handan,
intihar eder. Şerif ise Celal’in ölümünden sonra çevresiyle ilişkisini keser,
kendisi için trajik bir durum olan siyasete girer.
Roman
aynı zamanda çok partili hayata geçiş denemelerinin yaşandığı yıllarda Akşehir’de
yaşayan ve çoğu “Şehir Kulübü” adlı mekânın müdavimi olan sorumluluklarından
uzaklaşmış, ciddi şeylere dünyalarını asla açmayan, yaşamları poker partileri
ve basit esprilerden oluşan aydınların hayat karşısındaki genel duruşuna
eleştirel bir bakış açısı sunar. Doktor Şerif bir aydın olarak bir arada
bulunduğu kişilere asıl vazifelerini hatırlatmaya, içinde bulundukları ataletten
çıkartmaya çalışır.
3 Ocak 2017 Salı
KÜÇÜK AĞA_Tarık Buğra
✮✮✮✮
I. Dünya
Savaşı’ndan sonra Anadolu topraklan, yabancı güçlerce işgal edilmiştir. Osmanlı
yönetimi, otoritesini ve gücünü kaybederek kontrolü elden kaçırmıştır. Böyle
bir ortamda Türk halkı, dinini, yurdunu kurtarmak için Kuvay-ı Milliye
hareketini başlatır.Mehmet Reşit Efendi, 1918’de istanbul’da Fatih medresesinde
öğrenciyken coşkulu vaazlarıyla tanınır ve 1919’da Akşehir’e gönderilir. Halk
arasında “İstanbullu Hoca” olarak tanınır. Bir süre sonra Emine ile evlenir. Bu
arada Yunanlılar Anadolu’ya girmiştir. “İstanbullu Hoca”, Kuvay-ı
Milli-yecilerin ve önderleri Haydar Bey’in karşısında yer alır; Kuvay-ı
Milliyecileri vatana ihanetle suçlar ve Padişah’ın desteklenmesini ister.Ankara’da
“İstanbullu Hoca” için “vur emri” çıkarılır. Hoca kaçar, Çakırsaraylı çetesine
sığınır. Burada “Küçük Ağa” olur. Kuvay-ı Milliyeciler çeteyi kıstırırlarsa da
Küçük Ağa kurtulur; Çerkez Ethem’in ortanca kardeşi Tevfik Bey’in çetesinde bir
müfrezenin başına geçer. Küçük Ağa, zaman zaman doğru yolda olup olmadığını
düşünür.I. Dünya Savaşı’nda Arabistan cephesinde çarpışmış ve tek kolunu
kaybetmiş olan Çolak Salih’e Hoca’yı yakalama görevi verirler. Çolak Salih,
Hoca’yı yakalamak üzere yola çıkar onu bulur, onunla konuşur. Zaman içinde Hoca
aslında, Kuvay-ı Milliye hareketinin haklılığını kavramıştır. Çolak Salih’in de
etkisiyle artık taraf değiştirir ve Kuvay-ı Milliyeci olur. Kurtuluş Savaşı’nın
kazanılmasında önemli roller üstlenir; bir çarpışmada sağ kolundan yaralanır.
Hilafet yanlısı olan Küçük Ağa, doğru düşünerek Kuvay-ı Milliye saflarına
geçmiş ve Milli Mücadele hareketine destek vermiştir.
31 Aralık 2016 Cumartesi
Yağmur Beklerken_Tarık Buğra
Cumhuriyet
Halk Fırkası döneminde şirin bir Anadolu kasabasında halkın yararlanabileceği
güzel bir park açılışı yapılır. Bu açılışla kasabalıların halk fırkasına olan
güven ve sevgileri perçinleşir. Avukat Rahmi Bey kasabada büyümüş, küçük yaşta
annesini ve babasını kaybedince hayatının sonraki dönemini amcası ve onun
ailesiyle geçirmiş birisidir. Eşi ve iki çocuğuyla şirin kasabada sade ve
huzurlu bir hayat sürmektedirler. Rahmi Beyin amcası Rıza Efendi
kasabanın sevilen ve sayılan bir simasıdır. Bu güzel geçen günlere gölge
düşürecek, bu mutlu insanların arasına kırgınlıklar sokacak bir gelişme olur.
Gazi Paşa’nın bizzat kendi isteğiyle kurulacak olan yeni bir siyasi partiden
bahsedilmeye başlanır. Bu söylentiler yanında kasabadan partiye kimlerin olumlu
bakıp katılacağı merakla gözlenmektedir. Kasabanın sevilen adamı avukat
Rahmi’ye teklif gelir. Bu teklifi kabul eden fakat kabul etmekle de birçok
yakınını karşısına alan Rahmi’yi zor günler beklemektedir. Aile yaşantısı ve
hayat düzeni altüst olan Rahmi’nin bir de uğraşmak zorunda kaldığı kasaba
halkı vardır. Başarısızlıkla sonuçlanan bu çok partili hayata geçiş denemesinin
bu şirin Anadolu kasabasına getirdiği huzursuzluktan başka bir şey olmamıştır.
Sonunda Ankara’da tanınan ve sevilen Rahmi’ye vekillik teklif edilmiş ve
hayatları zor da olsa eski günlerdeki gibi huzura kavuşmuştur.
"Acıkmışlar..Açlar,
yazık. Dilenmeyi de bilmezler. Kapımızda bekleşirler. İki lokma alınca da
gittiler.Anlamadın sen emmimin oğlu; eşeklik edip verdim paketi...kendimi bi
bok sandığım için. Bilirim ben; ayıp olmasın diye aldı paketi.Bilirim ben;
bekledikleri iki lokma iki çift laf..hatta bir selamünaleyküm; yok sayılmamak,
eşya farzedilmemek: Varlıklarının, insanlıklarının kabul edildiğine inanmak.
Asıl açlık bu. Yürütecek, konuşturacak, gözlerinin ferini getirecek iki lokma
bu."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

