Diane Thiberge genç bir kızken saldırıya uğramıştır. Çocuk
sahibi olamayacaktır. Uzakdoğuya giderek oradan bir çocuk-Lucien- evlat edinir.
Çocuğun ailesi ve kökeniyle ilgili hiçbir bilgisi yoktur. Oradan dönüşünden bir
süre sonra trafik kazası geçirirler. Laura emniyet kemerini bağladığına emindir
fakat Lucien arabadan fırlamıştır. Çocuk ağır yaralı olarak hastaneye
kaldırılır. Beyin ölümü beklenirken bir gece yarısı başka bir doktor gelir. Çocuğun
yaşaması gerektiğini söyleyerek ona akupunktur uygular. Lucien’de iyileşme
belirtileri görülürken ona yardım eden doktor ölü bulunur. Doktorun ölümünden ve Lucien’le ilgili
sözlerinden etkilenen Diane kendi araştırmasına başlar. Araştırmaları onu Moğolistan’ın
en kuzey noktasında SSCB tarafından füzyon araştırmalarının yapıldığı
Tsagaan-Nuur’a yönlendirir. Evlat edindiği çocuk bu bölgede yaşayan fakat neslinin
tükendiğine inanılanTseven halkındandır. Araştırma merkezinde aynı zamanda
psikologlar ve fizikçilerin birlikte çalıştığı telepati,kehanet,manyetizma..vb
konularını araştıran bir merkez olduğunu öğrenir. Buradaki uzmanlar özel
güçleri olan Tseven şamanlarını laboratuvarlarında çeşitli işkencelerle
sorgulamış, yeteneklerinin sırlarını öğrenmeye çalışmışlardır. İşkence ve kıyım
işe yaramayınca onları serbest bırakmışlar, sırlarını öğrenmek için öğrencileri
olmuşlar, öğrendikten sonra da onları öldürmüşlerdir. Şaman geleneklerine göre
çeşitli kabilelerin şamanları bir araya gelir ve birbiriyle mücadele ederler.
Kazanan diğerinin de gücüne sahip olur. Her birinin yakınında o bölgeden evlat
edinilmiş bir çocuk vardır. Bu çocuklar
onlar için diğer şamanlarla mücadele edecekleri tarihi bildirecek
habercilerdir. Fakat bu yedi uzmandan dördü belirlenen tarihten önce
öldürülmüştür. Diane’ın annesi tarafından. Diane tüm bunları araştırma için
geldiği Tsagaan-Nuur’daki füzyon merkezinde, annesi ve diğer iki uzmanla
karşılaşınca öğrenir. Diane, bu karşılaşmadan sağ çıkabilecek midir?
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
21 Ekim 2017 Cumartesi
18 Ekim 2017 Çarşamba
YÜKSEKLİK KORKUSU Mr.Vertigo_Paul Auster
✮✮✮✮
Sokaklarda
dilencilik yapan dokuz yaşındaki Walt, öksüzdür. Dayısı ile birlikte
yaşamaktadır. Bir gün karşısına Yehudi Usta çıkar. Onu yaşadığı sefil hayattan kurtaracak,
milyoner yapacak ve ona uçmayı öğretecektir. Üstelik dayısı hiçbir karşılık
beklemeden onu vermeyi kabul etmiştir. Dayısı tarafından istenmiyor oluşu onu
çok etkiler ve Yehudi Usta ile yola çıkar. Uzun bir tren yolculuğundan sonra Yehudi
Usta’nın evine varırlar. Ev işleriyle ilgilenen kızılderili Sue Ana ve on beş
yaşlarında karadan da kara Afrikalı çelimsiz çocuk Aesop’la tanışır. Gelecek
kışa hazırlanmak üzere diğerleriyle birlikte o da tarlada çalışır. Ev halkının
ılımlı ve dostça davranışlarına karşılık hırçınlık eder, sürekli sinirlidir. Yehudi
Usta onu eğitmek için çok zor aşamalardan geçirir. Walt’ı insanlıktan çıkaran
aşamalar. Üç kere evden kaçmaya teşebbüs etse de her defasında Yahudi Usta’ya
yakalanır, eve geri döner. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen Walt, Yehudi
Usta’nın söz verdiği gibi uçabilmeyi bırak, bir de ırgat gibi çalıştırılır. O
buna çok bozulsa da evi çekip çeviren ve yemekleri gerçekten nefis olan Sue
Ana’nın soğuk ama gerçek sevgisine; kibar, kültürlü ve çalışkan Aesop’un ise
kardeşçe davranışlarına alışmıştır. Günlerce yatmak ve yaralarının iyileşmesini
beklemek zorunda kalacağı bir aşama sonrası yorgunluktan halının üstünde düşüp
bayıldığı bir gün vücudunu yerden havalanmış salınırken bulur. Sürekli
çalışarak havadaki hareketini geliştirir. Sue ana ve Aesop maskeli ırkçılar
tarafından öldürülür. Walt ve Yehudi Usta gösteriler yaparak kasaba kasaba
dolaşırlar. Onun başarısından pay almak isteyen dayısı Walt’ı kaçırır. Yehudi
Usta onun için fidye parası ayarlamaya çalışırken Walt kendi çabalarıyla kaçar.Bu
onu daha da ünlü hale getirir. Büyük salonlarda gösteriler yapar. Ergenlikle
birlikte ne zaman havalansa kendini kaybedecek ölçüde şiddetli baş ağrıları
çekmeye başlar. Bu işten emekli olup batıya taşınmaya karar veririler. Yolda
dayısı ve adamları tarafından saldırıya uğrarlar, kaza geçirirler, tüm paraları
çalınır. Yehudi Usta ölür. Walt dolandırıcılık, hırsızlık, otlakçılıkla dolu sefalet
içinde üç yılın ardından dayısını bulur ve onu öldürür. Yasadışı işlere girer
ve oldukça başarılı olur. Açtığı gece kulübü şehrin en gözde mekanıdır. İstediği
her şeye ulaşır. Bir beyzbol oyuncusunu öldürme girişiminde bulunması onun
ihtişamını sıfırlar. Ya hapis cezası alacak ya da asker olacaktır. Dört yıl
askerlik yapar. Döndüğünde elinde hiçbir şey yoktur. Tutunamadığı işler yapar,
bulduğu paraları kumara yatırır. Unlu gıdalar üreten bir şirkette çalışmaya
başlar. Orada, yirmi üç yıllık evliliklerinin ardından kansere yenik düşen
karısı Molly ile tanışır. Çocukları olmamıştır. Yehudi Usta’nın kasabasına geri
döner. Anılarını yazmaya başlar.
14 Ekim 2017 Cumartesi
KUMARBAZ_Dostoyevski
✮✮✮
Aleksi
İvanoviç, Roulettenburg’da lüks bir otelde yaşamakta olan bir Rus generalinin
yanında öğretmen olarak çalışmaktadır. İki haftalık bir ayrılıktan sonra,
General’in yanına geri döner. Akşam yemeğinde hiç hoşlanmadığı Fransız De
Grieux ile sıkı bir dostluğu olan Mr. Astley ile karşılaşır. General’in, Fransız’a yüklü
bir miktar borcu vardır ve bu borcu, yaşlı ve hasta olan Rusya’daki zengin
halasından kalacak mirasla ödemeyi düşünüyordur. Otelde kalan Matmazel Blanche
ise kendisine aşık olan Generalle evlenmek için aynı mirası beklemektedir.
Onunla evlenerek toplumda saygın bir konum elde edecektir. İvanoviç ise General’in
üvey kızı Polina’ya aşıktır. General’in borçları için İvanoviç Polina’dan
aldığı paralarla kumar oynar, Önce kazanır, sonra kaybeder. Polina ise ona karşı
tutarsız davranışlar sergiler. Kimi zaman samimidir, kimi zaman da küçümser. Herkesin
uzun süredir ölecek diye haber beklediği Rusya’daki Hala, General’in yanına gelir.
Onun gayet sağlıklı olduğunu gören Matmazel Blanche mirastan ümidini keserek
General’le evlenmekten vazgeçer. Büyükhala zengin, bir o kadar da huysuz bir
kadındır. Hala, İvanoviç ile oradaki kumarhanelere gitmeye başlar. İlk günlerde her şey yolundadır, fakat günler
geçtikçe Hala kaybetmeye başlar. Paraları tükenir, tahvillerini çok ucuza
kırdırmak zorunda kalır. Rusya’ya dönmeye karar verir. Giderken yanında
Polina’yı da götürmek ister ama Polina kabul etmez. Bir gün İvanoviç odasına geldiğinde
odasında Polina’yı bulur. Şaşkınlığını gizleyemez. Polina İvanoviç’e, yüklü bir
miktar paraya ihtiyacı olduğunu söyler. De Grieux’e borcu vardır. İvanoviç elindeki
bütün parayla rulet oynar ve şansının yardımıyla iki yüz bin ruble kazanır.
Fakat otele döndüğünde Polina’yı perişan bir halde bulur. Polina onu, kendisini
parayla satın almakla suçlar ve kriz geçirir. O günden sonra Polina , Mr.
Astley’in yanında tedavi olmaya başlar. İvanoviç ise kendisinin yüklü miktarda
para kazandığını duyan Matmazel Blanche ile Paris'te iki ay lüks bir hayat
yaşar. Bu süre sonunda beş parasız eski sefil hayatına geri döner. Hapishaneye düşer, uşaklık yapar. Para bulur bulmaz yine kendini kumarhaneye atar. Günler
böyle geçip giderken İvanoviç, Mr. Astley ile karşılaşır. Bu karşılaşmanın
ardından İvanoviç, Polina’nın kendisini ne kadar çok sevdiğini öğrenir. Artık yeni
bir hayata başlayacaktır.
12 Ekim 2017 Perşembe
BAYAN PEREGRINE'İN TUHAF ÇOCUKLARI_Ransom Riggs
✮✮✮
Büyükbabası
Portman’ın ilginç fotoğrafları ve hikayeleri ile büyüyen Jacob on altı yaşında,
büyükbabasını evinin arkasındaki ormanlık alanda kanlar içinde bulur. Karanlıkta
uzaklaşan tuhaf bir yaratık görür. Büyükbabası son sözlerinde ondan kuşu
bulmasını ister. Jacob onun ölümünden sonra kendisi için bıraktığı kitabı alır.
İçinde büyükbabasına Bayan Peregrine' (gökdoğan-alaca doğan)den gelen bir mektup vardır. Bayan
Peregrine, İkinci Dünya Savaşı öncesinde İngiltere’nin Cairnholm adasında bir
yetimhane işletmiştir. Jacob’ın büyükbabası da bu yetimhanede bir süre
kalmıştır. Jacob ve babası bu adaya giderler. Jacob yaşlı bir adamdan
yetimhanenin savaş sırasında bombalandığını sadece bir kişinin kurtulduğunu
öğrenir. Bu kişi Jacob'un büyükbabasıdır. Adanın iç kesimlerindeki yetimhanenin
kalıntılarına gider. Orada bazı çocuklar görür. Daha önce büyükbabasının
fotoğraflarında gördüğü çocuklar. Çocuklardan biri onu büyükbabasının ismiyle çağırır. Onları bir tünel girişine kadar takip eder ve
peşlerinden içeri girer. Tünelden çıktığında kendini bambaşka bir dünyada
bulur. Bayan Peregrine ve çocuklar için zamanın 3 Eylül 1940’a sabitlendiği bir
dünyada. Bayan Peregrine zamanı bükebilen ve kuş suretine bürünen bir ‘ymbryne’dir.
Çocukların her birinin farklı bir yeteneği vardır. Sürekli aynı günü yaşarlar.
Bu döngü dışında onları çok korkutan bir şey vardır. Aynı zamanda Jacob’un
büyükbabasının ölümüne sebep olan bir şey. Jacob, geceleri babasının
yanındadır. Gündüzleri ise adayı tanıma bahanesi ondan ayrılıp döngüye girer.
Büyükbabasının yeteneğinin onları korkutan yaratıkları, gölge insanları
görebilmek olduğunu öğrenir. Aynı yetenek kendisinde de vardır. Döngü dışında
hayvanlar ve insanlar öldürülür. Bunlar sadece hazırlıktır. Gölgeler asıl tuhaf
insanlarla beslenirler ve güçlenirler. Uzun zamandan beri Jacob’u izlemişler ve
onun peşinden adaya gelmişlerdir. Jacob ve çocuklar bir gölge insanı
öldürürler. Kaçırılan Bayan Peregrine’i kurtarırlar. Gölgeler başka ymbryneler
de kaçırmıştır. Onları kullanarak daha fazla gölge oluşturacak büyük bir
reaksiyon oluşturmaktır amaçları. Jacob ve diğer çocuklar yardım istemek için
diğer döngüleri bulmak üzere yola çıkarlar.
8 Ekim 2017 Pazar
SİYAH KAN_Grange
✮✮✮✮
Malezya’nın küçük bir köyünde halk, ormandaki bir kulübenin içinde vücudundaki
bir çok kesikten kan akmakta olan sandalyeye bağlanmış çıplak bir kızla, trans
halindeki Jacques Reverdi’yi bulurlar. Kız ölmüştür. Reverdi’yi linç
girişiminden polisler kurtarır. Jacques Reverdi uzun zaman önce birkaç kez
dünya dalış rekoru kırmış uluslararası bir Fransız sporcudur. Reverdi kendine
geldiğinde akıl hastanesindedir. Psikolojik sorunları öne sürüp deli gibi
görünerek idamdan kurtulmak yerine aklı başında olduğunu iddia eder ve normal
bir hapishaneye gönderilir. İnişli çıkışlı bir gazetecilik hayatı olan Marc
Dupeyrat uzun süredir cinayet haberleri ile ilgilenmektedir. Lisede, en yakın
dostunu bileklerini keserek intihar etmiş bir halde, gazeteci olduğunda ise kız
arkadaşını otel odasında vahşice öldürülmüş olarak bulmuştur. Her iki olay
sonrası komaya girmiş, ne ölümlerinden öncesini ne de onları bulmasını
hatırlayamamıştır. Bu iki kanlı olaydan sonra bütün araştırmalarını katillerin
öldürme güdüsünü anlamak üzere yapar. Reverdi olayı onun için ideal bir
davadır.Marc, üniversite öğrencisi olarak Reverdi’ye hayran mektubu gönderir.
Psikoloji okuduğunu, karanlık itkilerle ilgili kılavuzluğuna ihtiyacı olduğunu
belirtir. Reverdi ondan bir fotoğrafını istediğinde katalog çekimleri yapılan Hatica’nın
fotoğrafını gönderir. Fotoğrafı gören Reverdi ona kılavuzluk yapmayı kabul eder.
Güneydoğu Asya’ya giden Marc, verilen ipuçları ile Reverdi’nin gerçeğine ulaşır.
Reverdi kurbanlarını hiç hava almayan bir mekana hapsetmekte, yavaş yavaş odanın
oksijeninin bitmesini, kendi karbondioksitleriyle boğulmalarını izlemekte, ölmelerinden
önce de vücutlarında kesikler açarak onlardan akan ‘siyah kan’ları izleyerek
transa girmektedir.(Kanda oksijen olmaması rengini koyulaştırır) Marc, bunları
öğrendiğinde Reverdi’yle tüm iletişimini bitirir. Paris’e döner. İsimleri ve
yerleri değiştirerek bir roman yazar. Reverdi’nin idam haberini beklerken onun
nakil sırasında kaçtığını öğrenir. Reverdi’yi kandırmak için gönderdiği
fotoğrafın sahibi manken artık Fransa çapında ünlü bir isimdir. Marc,
Reverdi’nin peşinden geleceğini bilmektedir. Reverdi’nin kendisine ulaşmasını
sağlayacak kişiler ile iletişime geçmeye çalışır. Fakat Reverdi Fransa’ya
çoktan gelmiş ve çevresindekileri öldürmeye başlamıştır bile. Ne kadar kaçmaya
çalışsa da kendini ve Hatica’yı çıplak, sandalyeye bağlanmış ve kesiklerle, hava almayan bir tankın içinde Reverdi’nin karşısında bulur. Fakat
tankın içinde karbondioksit miktarı artınca alarm verilmiştir. Kurtulurlar.
Reverdi yakalanamaz. Onun yine geleceği düşüncesiyle Marc ve Hatica Sicilya’ya
giderler. Hatica orada Marc’ın, Reverdi için tuzak kurduğunu düşünürken; Marc,
kaldıkları odanın tüm hava geçiren yerlerini kapatmakla meşguldür. Reverdi’den
kurtuluş ona hafızasının kaybettiği bölümlerini geri kazandırmıştır. Lisedeki
arkadaşının ve sevgilisinin katili kendisidir. Hatica odaya geldiğinde onu
Reverdi’nin yöntemiyle öldürmek ister. Fakat hiç de iyi bir çırak değildir. Hamle
yapıp yakalayamadığında Hatica sehpa ile balkona açılan camı kırar. Cam
kırığıyla Marc’ı yaralar ve balkondan aşağı iter. Hatica, Reverdi’nin de ölmüş
olduğunu öğrenir. Özgürdür ve hayattadır.
6 Ekim 2017 Cuma
PRİMROSE SOKAĞI'NDAKİ ADAM_James Renner
✮
David Neff çok satan bir cinayet kitabının yazarıdır. Eşi Elizabeth küçük bir kızken ikiz kardeşi kaçırılır ve ondan bir daha haber alınamaz. Elizebeth hayatı boyunca bu olayın etkisinden kurtulamamıştır.Oğlunun doğumundan hemen sonra intihar eder. Bu olay David'i çok sarsar ve artık yazamamaktadır.Onu içinde bulunduğu buhrandan çıkarmak isteyen arkadaşı Primrose Sokağı'ndaki adamın ilginç ölümünden bahseder. Adam vurulmuştur fakat ölüm sebebi kurşun değil kesilen parmaklarından oluşan kan kaybıdır.Üstelik kesilen parmaklar öğütücüde parçalanmıştır. Konu ilerledikçe olay yerinde Elizabeth'in ve David'in parmak izleri bulunur.
David her zaman "Mutlaka basit bir açıklaması vardır." der.
Benim için oldukça ilginç başlayan bu kitap tam bir hayal kırıklığı ile son buldu. Polisiye diye başla, bilim-kurgu ile bitir. Kocaman yumurtalar ve dev kurbağalar (?) Basit açıklama dediğin bu mudur David?
4 Ekim 2017 Çarşamba
ACIMAK_Stefan Zweig
✮✮✮✮
Teğmen
Holfmiller bir arkadaşının aracılığıyla
Kekesfalva Villasına davet edilir. Askerlik yaşamı onun insanlarla ilişkilerinin
zayıf olmasına sebep olmuştur. Fakat davetteki nefis yemekler, içki, neşeli
sohbet onun da açılmasını sağlar. Teğmen burada herkesle dans eder. Yalnız evin
sahibinin kızıyla dans etmeyi unutmuştur. Onun yanına giderek dansa davet eder.
Bu davet üzerine sinir krizi geçiren Edith’le böyle tanışır. Edith küçük yaşta
geçirdiği bir hastalık sonucu yürüyememektedir. Uzun süredir devam eden ve
sonuca ulaşamayan tedaviler onu oldukça yıpratmıştır.
Teğmen vicdan azabı nedeniyle af dilemek için Edith’i ziyaret eder. Oldukça iyi
karşılanır. Teğmen sık sık onun ziyaretine gelmeye başlar. Onun gelişi dış
dünyadan kopuk yaşayan Edith’in hayatında büyük bir değişim getirir. Teğmen, Edith’in
doktoru Kondor’un anlattıklarıyla Kekesfalva’nın dolandıracağı kadına aşık
olduğunu, onunla evlenerek konağa ve zenginliğe kavuştuğunu öğrenir. Kekesfalva
daha sonra değişmiş, eşinin güvenine layık olmak için dürüst bir yaşam
kurmuştur. Fakat halk arasında dedikodular oldukça yaygındır. Kanser olan
karısının tedavisi için büyük bir servet harcasa da eşi ölmüştür. Şimdi de
kızının iyileşmesi için her yolu denemektedir ve bir umut için her şeyini feda
edebilecek güçtedir. Bir zaman sonra Teğmen, Edith’in aşk itirafıyla şaşkına
döner. Ona sadece merhamet duymaktadır. Onun bir kadın olduğunun bile farkında
değildir. Ne onun aşkını kabul edecek duyguları ne de onu reddedebilecek
cesareti vardır. Kondor reddedilmenin Edith için bir felakete sebep olacağını, Teğmenin
onun ölümünden sorumlu olacağını söyler. Kekesfalva’nın da kızıyla ilgili
yalvarışları üzerine merhametine yenilen Teğmen, Edith’le nişanlanır. Fakat
arkadaşları bunu duyduğunda -zenginliği için sakat bir kızla evleneceğini
düşünecekleri için- alelacele nişanı inkar eder. Nişanın gerçek olduğunu
duyduklarında arkadaşlarının, nişanı inkar ettiğini duyduklarında Kekesfalva ve
Edith’in yüzüne bakamayacaktır. İntihar ederek bu onursuzluktan kurtulmaya
karar verir. Akıl aldığı komutanı onu başka bir yere naklettirir. O ayrılır
ayrılmaz Edith’in intihar ettiğini, kısa bir süre sonra babasının da öldüğünü
öğrenir. Vicdan azabıyla kıvranan Teğmen için o arada başlayan dünya savaşı bir
kurtuluş olmuştur. Dört yıl sonunda
üstün cesaret madalyasıyla geri döner. Savaşta gördüğü ve yaşadığı cehennem,
yaptığı şahsi bir hatayı daha kabullenebilinir bir hale getirmiştir onun
gözünde. Tekrar yaşamaya başlar. Bir gece opera salonunda Dr.Kondor’u görene
kadar…
‘’…insanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiçbir hata unutulmuş değildir.’’
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
