12 Aralık 2019 Perşembe

SİDDHARTHA_Hermann Hesse

✮✮✮
Yaşadığı Brahman toplumunda gücü, yakışlılığı, inceliği ve keskin zekasıyla göze çarpan genç Siddhartha ne yaparsa yapsın içindeki boşluğu dolduramaz. Arayış içindedir, yollara düşerek bir samana (gezgin dilenciler) grubuna katılır. Pek çok şey öğrenir ama Siddhartha’nın aradığı  bunlar değildir. Buda isimli bir bilgenin öğretilerini işitir ve onu görmek için yola düşer. Buda ile görüşse de hala tatmin olmamıştır. Siddhartha meditasyon ve diğer ruhani ibadetler ile hedefe varmayacağına kanaat getirir ve dünyanın zevklerine dalarak, bedenin arzularını fazlası ile yerine getirerek hayatın anlamını bulmaya karar verir. Kamala adında güzel bir kadınla tanışır. Onun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bir tüccarın yanında çalışmaya başlar. Zengin bir adam olur ve yeni hayatının nimetlerinden de faydalanır. Kumar, içki, eğlenceden kendini alamaz. Bir gece gördüğü rüyanın etkisiyle Kamala ile birlikte tüm zenginliğini de terk eder. Bir nehir kıyısına gelen Siddhartha, burada kayıkçılık yapan Vasudeva ile tanışır. Vasudeva, şimdiye dek ne öğrendiyse nehirden öğrendiğini söyleyince  Siddhartha da onun yanında kalıp Vasudeva’nın dostu ve nehrin öğrencisi olmak ister.

10 Aralık 2019 Salı

BEYAZ KALE_Orhan Pamuk

✮✮✮✮
Gemiyle Napoli’ye giden bir Venedikli, Türkler tarafından esir alınıp İstanbul’a getirilir. Diğer kölelerin akıbetine uğramamak için bilim ve sanat okuduğunu; astronomi, matematik, fizikten anladığını bildirir. Tesadüfen hastalığını iyileştirdiği bir paşa tarafından satın alınır ve onun “Hoca” dediği bir kişiye hediye edilir. Hoca ile Venedikli köle birbirlerine fiziken çok benzemektedir. Hoca da, Venedikli gibi bilimle, özellikle astronomi ile ilgilenmektedir ve ondan bildiği ne varsa kendisine öğretmesini ister.  İmparatorluğun yıkıma doğru gittiğini düşünen ve etrafındaki herkesi bunu fark edemeyen aptallar sürüsü olarak gören Hoca,  yaptığı çalışmalarla genç padişahı etkilemeye çalışır.  Hoca ve köle  kusursuz bir namaz saati tasarlamaya çalışırlar. İstanbul’da çıkan bir veba salgınıyla ilgili çalışmalar yaparlar. Sarayın müneccimbaşısı olan Hoca uzun süredir hayalini kurduğu durdurulamaz bir silah yapımı için padişahtan onay alır. Yapımı uzun yıllar alan, büyük bir servete mal olan, oldukça ağır ve hantal olan silah savaşta hiçbir işe yaramaz. Lehistan’da Beyaz Kale önünde başarısızlığa uğrayan padişah çok sinirlidir. Kellesinin alınacağından korkan Hoca, yirmi yılın sonunda her anlamda birbirlerine benzedikleri Venedikli kölenin yerine geçerek kaçar ve Venedik’e giderek onun hayatını yaşamaya başlar.

8 Aralık 2019 Pazar

YABANCI_Albert Camus

✮✮✮
Cezayir’de yaşayan Mersault, devlet dairelerinin birinde küçük bir memurdur. Huzur evinde yaşayan annesinin ölüm haberini aldığında işinden izin alarak cenazeye katılır. Cenazeden sonra Mersault, hafta sonunu kız arkadaşı Maria ile geçirir. Yaşadığı binada komşusu olan Raymond, onu ve Maria’yı bir arkadaşının sahildeki küçük evine davet eder.  Daha önce Raymond’un problem yaşadığı Araplar onları takip etmiştir. Sahilde karşılaştıklarında aralarında arbede çıkar. Raymond bıçakla kolundan yaralanır. O gün öğleden sonra yeniden Araplarla karşılaşırlar. Raymond yanına aldığı tabancayla onları indirmek düşüncesindedir fakat Mersault, bu teklife karşı gelerek Raymond’a tabancasını kendisine vermesini söyler. Tabancayı gören Araplar da zaten uzaklaşmıştır. Birlikte eve dönerler. Havanın çok sıcak olmasından bunalan Mersault sahile geri döner. Kayalıkların arkasındaki serin kaynağa gitmektir niyeti. Orada Araplardan birini görür. Geri dönüp dönmemekte kararsızdır. Bütün düşündüğü sıcaktan kurtulmaktır. Onun yaklaştığını gören Arap bıçağını çeker, bıçaktan yansıyan güneş ışınları Mersault’un gözlerini kamaştırır, birdenbire kendisini kaybederek tabancasını çeker ve beş el ateş eder.
Mersault tutuklanır ve yargılanmasına başlanır. Annesinin cenazesinde  ağlamayışı ve üzgün görünmeyişi, o hafta sonunu kız arkadaşıyla eğlenerek geçirmesi, pişmanlık gösterecek bir fiilde bulunduğuna inanmaması, bir el ateş ettikten sonra kısa bir süre bekleyerek dört el daha ateş etmesi jüri üyeleri tarafından onun ahlaki çöküşünün kanıtı olarak değerlendirilir ve kendisine giyotinle idam cezası verilir. Mersault’a göre ise sonunda herkes öleceğinden, bütün insanların hayatı anlamsızdır. Herkes aynı derecede suçlu ya da suçsuzdur. Nasıl bir hayat sürdüğünün veya kimi öldürdüğünün ne farkı vardır?

6 Aralık 2019 Cuma

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK_Jared Diamond

✮✮✮✮
“İnsanlar neden farklı kıtalarda farklı hızda gelişti? Neden şu anda Avrupalı ve Asyalı halklar zenginlik ve güç sahibi de başkaları değil? Örneğin neden Amerika, Afrika ve Avustralya yerlileri gidip Avrupalıları ve Asyalıları öldüremedi, egemenlikleri altına almadı, onların köklerini kazıyamadı?”
Bu sorulara yanıt arayan araştırmacı-yazar insan ırkının Afrika’dan tüm dünyaya yayılan serüvenine genel bir ışık tutuyor. Bitki ve hayvan türlerinin evcilleştirilmesiyle avcı ve toplayıcı grupların yerleşik hayata geçmelerinin nasıl bir tetikleyici güce dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

18 Kasım 2019 Pazartesi

İMKANSIZIN ŞARKISI_Haruki Murakami


✮✮✮
Hamburg’a yaptığı uçak yolculuğu sırasında dinlediği bir şarkı 37 yaşındaki Toru Watanabe’ye üniversite yıllarını hatırlatır.  En yakın arkadaşı Kizuki’nin intihar ettiği yıl. Kizuki’nin kız arkadaşı Naoko (küçük yaşta ablasının intiharına şahit olmuştur) ile Watanabe bu intiharın acısını birlikte yaşarlar. Bu olay onları birbirlerine yaklaştırır fakat travmayı atlatamayan Naoko, şehirden uzak bir tedavi merkezinde kalmaya başlar. Watanabe bir taraftan okula devam eder, bir taraftan çalışır. Sık sık Naoko’ya mektup yazar. Birkaç kez de onu ziyarete gider. Bu arada hayat dolu, canlı bir kız olan Midori ile tanışır. Naoko’yu sevmekte, ona karşı kendini sorumlu hissetmektedir. Tedavisi tamamlandığında ona Midori’den bahsetmeyi düşünür fakat gelen bir telefonla tüm dengesi alt üst olur. Naoko intihar etmiştir.

9 Kasım 2019 Cumartesi

AYLAK ADAM_Yusuf Atılgan

✮✮✮✮
“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar da vardır.”
Tüm bu değerlerin sahte, ikiyüzlü ve gülünç olduğunu düşünen C. Kendisi için gülünç olmayan tek tutamağı aramaktadır. Sevgi. Kendisiyle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın. Bay C. maddi açıdan rahat birisidir. Çalışmaya ihtiyacı olmadığından tüm zamanını bu kadını arayarak geçirir.

3 Kasım 2019 Pazar

GO OYUNCUSU_Shan Sa

✮✮✮✮✮
Mançurya’da, Japon istilası sırasında Bin Rüzgârlar Meydanı’nda bir oyun tahtasının üstünde hayatı tanıyor iki insan. Biri Japon askeri, diğeri Çinli bir genç kız. Japon askeri Çinli kılığında. Bu oyun tahtasının başında rekabet var, söze ve harekete hiç dökülmeyen tutku var. Ve aşk var yaşanmayan. Go oyununda ezilenle ezen eşitleniyor. Çevrede ise karmaşa hüküm sürüyor. Direnişçiler, bombalar, işkence gören öğrenciler. Japon askeri, o oyun tahtasının başında, bunca karmaşa arasında, çocukluğundan beri ruhuna sahip çıkmış olan savaşçılığı sorgulamaya başlıyor. Genç kız ise kadınların ezildiği bir toplumda, go oyununda bile olsa, kendini eşitliyor. İki insan, birbirlerinden bağımsız ama aynı yerde, aynı oyunun başında olgunlaşıyor.