Büyükbabası
Portman’ın ilginç fotoğrafları ve hikayeleri ile büyüyen Jacob on altı yaşında,
büyükbabasını evinin arkasındaki ormanlık alanda kanlar içinde bulur. Karanlıkta
uzaklaşan tuhaf bir yaratık görür. Büyükbabası son sözlerinde ondan kuşu
bulmasını ister. Jacob onun ölümünden sonra kendisi için bıraktığı kitabı alır.
İçinde büyükbabasına Bayan Peregrine' (gökdoğan-alaca doğan)den gelen bir mektup vardır. Bayan
Peregrine, İkinci Dünya Savaşı öncesinde İngiltere’nin Cairnholm adasında bir
yetimhane işletmiştir. Jacob’ın büyükbabası da bu yetimhanede bir süre
kalmıştır. Jacob ve babası bu adaya giderler. Jacob yaşlı bir adamdan
yetimhanenin savaş sırasında bombalandığını sadece bir kişinin kurtulduğunu
öğrenir. Bu kişi Jacob'un büyükbabasıdır. Adanın iç kesimlerindeki yetimhanenin
kalıntılarına gider. Orada bazı çocuklar görür. Daha önce büyükbabasının
fotoğraflarında gördüğü çocuklar. Çocuklardan biri onu büyükbabasının ismiyle çağırır. Onları bir tünel girişine kadar takip eder ve
peşlerinden içeri girer. Tünelden çıktığında kendini bambaşka bir dünyada
bulur. Bayan Peregrine ve çocuklar için zamanın 3 Eylül 1940’a sabitlendiği bir
dünyada. Bayan Peregrine zamanı bükebilen ve kuş suretine bürünen bir ‘ymbryne’dir.
Çocukların her birinin farklı bir yeteneği vardır. Sürekli aynı günü yaşarlar.
Bu döngü dışında onları çok korkutan bir şey vardır. Aynı zamanda Jacob’un
büyükbabasının ölümüne sebep olan bir şey. Jacob, geceleri babasının
yanındadır. Gündüzleri ise adayı tanıma bahanesi ondan ayrılıp döngüye girer.
Büyükbabasının yeteneğinin onları korkutan yaratıkları, gölge insanları
görebilmek olduğunu öğrenir. Aynı yetenek kendisinde de vardır. Döngü dışında
hayvanlar ve insanlar öldürülür. Bunlar sadece hazırlıktır. Gölgeler asıl tuhaf
insanlarla beslenirler ve güçlenirler. Uzun zamandan beri Jacob’u izlemişler ve
onun peşinden adaya gelmişlerdir. Jacob ve çocuklar bir gölge insanı
öldürürler. Kaçırılan Bayan Peregrine’i kurtarırlar. Gölgeler başka ymbryneler
de kaçırmıştır. Onları kullanarak daha fazla gölge oluşturacak büyük bir
reaksiyon oluşturmaktır amaçları. Jacob ve diğer çocuklar yardım istemek için
diğer döngüleri bulmak üzere yola çıkarlar.
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
12 Ekim 2017 Perşembe
8 Ekim 2017 Pazar
SİYAH KAN_Grange
✮✮✮✮
Malezya’nın küçük bir köyünde halk, ormandaki bir kulübenin içinde vücudundaki
bir çok kesikten kan akmakta olan sandalyeye bağlanmış çıplak bir kızla, trans
halindeki Jacques Reverdi’yi bulurlar. Kız ölmüştür. Reverdi’yi linç
girişiminden polisler kurtarır. Jacques Reverdi uzun zaman önce birkaç kez
dünya dalış rekoru kırmış uluslararası bir Fransız sporcudur. Reverdi kendine
geldiğinde akıl hastanesindedir. Psikolojik sorunları öne sürüp deli gibi
görünerek idamdan kurtulmak yerine aklı başında olduğunu iddia eder ve normal
bir hapishaneye gönderilir. İnişli çıkışlı bir gazetecilik hayatı olan Marc
Dupeyrat uzun süredir cinayet haberleri ile ilgilenmektedir. Lisede, en yakın
dostunu bileklerini keserek intihar etmiş bir halde, gazeteci olduğunda ise kız
arkadaşını otel odasında vahşice öldürülmüş olarak bulmuştur. Her iki olay
sonrası komaya girmiş, ne ölümlerinden öncesini ne de onları bulmasını
hatırlayamamıştır. Bu iki kanlı olaydan sonra bütün araştırmalarını katillerin
öldürme güdüsünü anlamak üzere yapar. Reverdi olayı onun için ideal bir
davadır.Marc, üniversite öğrencisi olarak Reverdi’ye hayran mektubu gönderir.
Psikoloji okuduğunu, karanlık itkilerle ilgili kılavuzluğuna ihtiyacı olduğunu
belirtir. Reverdi ondan bir fotoğrafını istediğinde katalog çekimleri yapılan Hatica’nın
fotoğrafını gönderir. Fotoğrafı gören Reverdi ona kılavuzluk yapmayı kabul eder.
Güneydoğu Asya’ya giden Marc, verilen ipuçları ile Reverdi’nin gerçeğine ulaşır.
Reverdi kurbanlarını hiç hava almayan bir mekana hapsetmekte, yavaş yavaş odanın
oksijeninin bitmesini, kendi karbondioksitleriyle boğulmalarını izlemekte, ölmelerinden
önce de vücutlarında kesikler açarak onlardan akan ‘siyah kan’ları izleyerek
transa girmektedir.(Kanda oksijen olmaması rengini koyulaştırır) Marc, bunları
öğrendiğinde Reverdi’yle tüm iletişimini bitirir. Paris’e döner. İsimleri ve
yerleri değiştirerek bir roman yazar. Reverdi’nin idam haberini beklerken onun
nakil sırasında kaçtığını öğrenir. Reverdi’yi kandırmak için gönderdiği
fotoğrafın sahibi manken artık Fransa çapında ünlü bir isimdir. Marc,
Reverdi’nin peşinden geleceğini bilmektedir. Reverdi’nin kendisine ulaşmasını
sağlayacak kişiler ile iletişime geçmeye çalışır. Fakat Reverdi Fransa’ya
çoktan gelmiş ve çevresindekileri öldürmeye başlamıştır bile. Ne kadar kaçmaya
çalışsa da kendini ve Hatica’yı çıplak, sandalyeye bağlanmış ve kesiklerle, hava almayan bir tankın içinde Reverdi’nin karşısında bulur. Fakat
tankın içinde karbondioksit miktarı artınca alarm verilmiştir. Kurtulurlar.
Reverdi yakalanamaz. Onun yine geleceği düşüncesiyle Marc ve Hatica Sicilya’ya
giderler. Hatica orada Marc’ın, Reverdi için tuzak kurduğunu düşünürken; Marc,
kaldıkları odanın tüm hava geçiren yerlerini kapatmakla meşguldür. Reverdi’den
kurtuluş ona hafızasının kaybettiği bölümlerini geri kazandırmıştır. Lisedeki
arkadaşının ve sevgilisinin katili kendisidir. Hatica odaya geldiğinde onu
Reverdi’nin yöntemiyle öldürmek ister. Fakat hiç de iyi bir çırak değildir. Hamle
yapıp yakalayamadığında Hatica sehpa ile balkona açılan camı kırar. Cam
kırığıyla Marc’ı yaralar ve balkondan aşağı iter. Hatica, Reverdi’nin de ölmüş
olduğunu öğrenir. Özgürdür ve hayattadır.
6 Ekim 2017 Cuma
PRİMROSE SOKAĞI'NDAKİ ADAM_James Renner
✮
David Neff çok satan bir cinayet kitabının yazarıdır. Eşi Elizabeth küçük bir kızken ikiz kardeşi kaçırılır ve ondan bir daha haber alınamaz. Elizebeth hayatı boyunca bu olayın etkisinden kurtulamamıştır.Oğlunun doğumundan hemen sonra intihar eder. Bu olay David'i çok sarsar ve artık yazamamaktadır.Onu içinde bulunduğu buhrandan çıkarmak isteyen arkadaşı Primrose Sokağı'ndaki adamın ilginç ölümünden bahseder. Adam vurulmuştur fakat ölüm sebebi kurşun değil kesilen parmaklarından oluşan kan kaybıdır.Üstelik kesilen parmaklar öğütücüde parçalanmıştır. Konu ilerledikçe olay yerinde Elizabeth'in ve David'in parmak izleri bulunur.
David her zaman "Mutlaka basit bir açıklaması vardır." der.
Benim için oldukça ilginç başlayan bu kitap tam bir hayal kırıklığı ile son buldu. Polisiye diye başla, bilim-kurgu ile bitir. Kocaman yumurtalar ve dev kurbağalar (?) Basit açıklama dediğin bu mudur David?
4 Ekim 2017 Çarşamba
ACIMAK_Stefan Zweig
✮✮✮✮
Teğmen
Holfmiller bir arkadaşının aracılığıyla
Kekesfalva Villasına davet edilir. Askerlik yaşamı onun insanlarla ilişkilerinin
zayıf olmasına sebep olmuştur. Fakat davetteki nefis yemekler, içki, neşeli
sohbet onun da açılmasını sağlar. Teğmen burada herkesle dans eder. Yalnız evin
sahibinin kızıyla dans etmeyi unutmuştur. Onun yanına giderek dansa davet eder.
Bu davet üzerine sinir krizi geçiren Edith’le böyle tanışır. Edith küçük yaşta
geçirdiği bir hastalık sonucu yürüyememektedir. Uzun süredir devam eden ve
sonuca ulaşamayan tedaviler onu oldukça yıpratmıştır.
Teğmen vicdan azabı nedeniyle af dilemek için Edith’i ziyaret eder. Oldukça iyi
karşılanır. Teğmen sık sık onun ziyaretine gelmeye başlar. Onun gelişi dış
dünyadan kopuk yaşayan Edith’in hayatında büyük bir değişim getirir. Teğmen, Edith’in
doktoru Kondor’un anlattıklarıyla Kekesfalva’nın dolandıracağı kadına aşık
olduğunu, onunla evlenerek konağa ve zenginliğe kavuştuğunu öğrenir. Kekesfalva
daha sonra değişmiş, eşinin güvenine layık olmak için dürüst bir yaşam
kurmuştur. Fakat halk arasında dedikodular oldukça yaygındır. Kanser olan
karısının tedavisi için büyük bir servet harcasa da eşi ölmüştür. Şimdi de
kızının iyileşmesi için her yolu denemektedir ve bir umut için her şeyini feda
edebilecek güçtedir. Bir zaman sonra Teğmen, Edith’in aşk itirafıyla şaşkına
döner. Ona sadece merhamet duymaktadır. Onun bir kadın olduğunun bile farkında
değildir. Ne onun aşkını kabul edecek duyguları ne de onu reddedebilecek
cesareti vardır. Kondor reddedilmenin Edith için bir felakete sebep olacağını, Teğmenin
onun ölümünden sorumlu olacağını söyler. Kekesfalva’nın da kızıyla ilgili
yalvarışları üzerine merhametine yenilen Teğmen, Edith’le nişanlanır. Fakat
arkadaşları bunu duyduğunda -zenginliği için sakat bir kızla evleneceğini
düşünecekleri için- alelacele nişanı inkar eder. Nişanın gerçek olduğunu
duyduklarında arkadaşlarının, nişanı inkar ettiğini duyduklarında Kekesfalva ve
Edith’in yüzüne bakamayacaktır. İntihar ederek bu onursuzluktan kurtulmaya
karar verir. Akıl aldığı komutanı onu başka bir yere naklettirir. O ayrılır
ayrılmaz Edith’in intihar ettiğini, kısa bir süre sonra babasının da öldüğünü
öğrenir. Vicdan azabıyla kıvranan Teğmen için o arada başlayan dünya savaşı bir
kurtuluş olmuştur. Dört yıl sonunda
üstün cesaret madalyasıyla geri döner. Savaşta gördüğü ve yaşadığı cehennem,
yaptığı şahsi bir hatayı daha kabullenebilinir bir hale getirmiştir onun
gözünde. Tekrar yaşamaya başlar. Bir gece opera salonunda Dr.Kondor’u görene
kadar…
‘’…insanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiçbir hata unutulmuş değildir.’’
30 Eylül 2017 Cumartesi
SEFİLLER_Victor Hugo
✮✮✮✮
Kız
kardeşinin çocuğunu açlıktan kurtarmak için ekmek çalan Jean Valjean yakalandığında
beş yıl hapis cezası alır. Fakat mahkumiyeti sırasında kaçmaya çalıştığı için
cezasını tamamlaması tam 19 yıl alır. Cezası bittiğinde yeniden hayata
tutunmaya çalışır fakat eski bir mahkum olduğu için toplum tarafından dışlanır.
Ne açlığını giderebilecek ekmek ne de soğuk günlerde ısınabilecek bir yer
bulabilir. Yolu bir piskopos ile kesişir. Piskopos ona yemek ve yatacak yer
sunar. Fakat o piskoposun gümüşlerini çalarak kaçar. Yakalanması uzun sürmez ve
suçunu onaylaması için piskoposun karşısına getirilir. Piskopos durumu görünce
gümüşleri kendisinin verdiğini, hırsızlığın söz konusu olmadığını söyleyerek
onun serbest bırakılmasını sağlar. Dahası ona iki gümüş şamdan daha verir ve
karşılığında tek bir şey ister. Tüm bu gümüşleri iyi bir insan olma yolunda
kullanacaktır. Yıllar geçer ve Jean Valjean sahte bir kimlik ile iş hayatına
atılır. Çok zengin olur, üstelik kasabanın belediye başkanı olarak yardımsever
ve sevilen birisidir. Polis şefi Javert onun göründüğü gibi biri olmadığı
konusunda her zaman şüphelenmiştir. Fakat Jean Valjean’ın konumu nedeniyle
elinden bir şey gelmez. Küçük bir kızı olan Fantine, fakir bir işçidir. İşini
kaybettiğinde hayat kadınlığına sürüklenir. Günün birinde tutuklanma
tehlikesine karşı onu Jean Valjean kurtarır ve hastaneye yatırır. Fakat Fantine
yaşadıklarına daha fazla dayanamaz ve ölür. Jean Valjean’dan kızına sahip
çıkmasını ister.Jean Valjean’ a benzeyen masum biri tutuklanır. Jean Valjean kendi yerine
başkasının tutuklanmasını vicdanına sığdıramaz ve gerçek kimliğini açıklar.
Fakat Fantine’e verdiği sözü yerine getirebilmek için bir kez daha kaçar. Fantine’in
küçük kızı Cossette’in yerini bulur. Cossette beş senedir bir han işleten
Thénardierlerle kalmaktadır. Thenardierler Cosette'i pis işlerini gören bir
hizmetçi gibi kullanmakta, ona hakaret etmektedir. Jean Valjean onu serbest
bırakmaları için para öder. Birlikte Paris'e giderler. Yıllar sonra Cosette
artık büyümüş ve güzel bir kız olmuştur. Jean Valjean kaçak hayatına bir
şekilde devam eder fakat polis şefi Javert peşini bırakmaz. Cosette, Marius
adındaki gence aşık olur. Fakat Javert, Jean Valjean’ın izini bulunca
birbirlerinden ayrılmak zorunda kalırlar. Bu sırada ihtilal başlar ve Marius
ayaklananların arasında yer alır. Ayaklanma sırasında Javert yakalanır ve
esir düşer. İdam edileceği zaman Jean Valjean ortaya çıkar ve idam etme görevi
ona verilir. Fakat Jean Valjean, Javert’in kaçmasına izin verir. Bu sırada
ihtilal sert bir şekilde bastırılır ve Marius yaralanır. Onu ölümden ise yine
Jean Valjean kurtarır. Marius’un tüm arkadaşları öldürülür ve Jean Valjean
yaralı Marius’u hastaneye götürürken Javert’e yakalanır. Fakat Jean Valjean
ölümü göze alarak Marius’u hastaneye götürür. Javert hiç bir şey yapmaz. Daha
sonra görevini yerine getirmediği ve duygularını işine karıştırdığı için
intihar eder. Marius iyileşir ve Cosette ile evlenir. Jean Valjean,
Javert’e verdiği sözü tutarak teslim olmaya gider fakat Javert’in öldüğünü
öğrenir. Bir süre sonra kendisi de hayata veda eder. Bir zamanlar piskoposun
ona hediye ettiği iki şamdanı yanından hiç ayırmamıştır ve öldükten sonra da
şamdanlar mezarının başucuna konulur.
26 Eylül 2017 Salı
HAYVAN ÇİFTLİĞİ_George Orwell
✮✮✮✮
Bay Jones’in
sahibi olduğu Beylik Çiftliğindeki tüm hayvanlar Koca Reis adlı yaşlı bir domuzun
rüyasını dinlemek üzere toplanırlar. Koca Reis hayatlarının sefillik ve
kölelikten başka bir şey olmadığını, hayvanların emeğiyle üretilenlerin
insanlar tarafından çalındığını anlatarak rüyasında hayvanların insanlardan
kurtulup daha mutlu bir şekilde yaşadığını gördüğünü söyler. Koca Reis bu
toplantıdan birkaç gün sonra ölür. Artık hayvanların kafasına özgürlük fikri
aşılanmıştır. Uzun süre aç kalan hayvanlar ambarın kapısını kırarak karınlarını
doyurmaya başladıklarında Bay Jones ve adamları hayvanları kırbaçlamaya başlarlar. Ayaklanan
hayvanlar Jones ve adamlarını çiftlikten kovarlar. Çiftliğin adını Hayvan
Çiftliği olarak değiştirirler. Artık çiftliğin tüm işleri hayvanlar tarafından
yapılacaktır. Hayvanların en akıllıları olan domuzlardan Snowball ve Napolyon
yönetimde söz sahibidir. Okumayı bilen Snowball ve Napolyon Hayvan Çiftliği’nin
kurallarını belirleyen Yedi Emir’i iri harflerle samanlığın duvarına yazarlar. Bay
Jones, çiftliğini tekrar geri almak için saldırsa da hayvanların direnişi
karşısında başarısız olur. Snowball ve Napolyon yel değirmeni yapılması
konusunda karşı karşıya gelirler. Hayvanların büyük bir kısmının Snowball’ı
desteklediğini gören Napolyon gizlice büyüttüğü köpekler sayesinde onu
çiftlikten kovar ve yönetimi ele geçirir. Snowball’ı hain ilan eder. Çiflikte
ne zaman bir olumsuzluk yaşansa Snowball’ın gizlice gelip yaptığı telkin
edilir. Napolyon yönetiminde günler geçtikçe baskı ve zulüm artmaya başlar. Hayvanların
yiyecekleri azaltılır, havyanlar mutsuzluğa, ümitsizliğe kapılmaya başlarlar.
Napolyon’un sert, baskıcı rejiminde hayvanlar daha çok çalışırlar. İnsanlar
için değil kendileri için çalıştıkları fikriyle teselli bulurlar. Napolyon ve
diğer domuzlar hem çalışmazlar hem de en iyi şekilde beslenirler. Bırakın karşı
çıkmayı küçük bir ima bile hayvanların boğazlanmasıyla son bulur. Napolyon,
Yedi Emir’i kendi çıkarları doğrultusunda değiştirir. Yönetimi ele geçiren
domuzlar artık hayvanların kötü olarak gördüğü insanlardan farksızdır. Öyle ki
domuzlar artık insan kıyafetleri giyip iki ayak üzerinde yürümeye başlamışlardır.
Artık “Hayvanlar Eşittir Ama Bazı Hayvanlar Diğerlerinden Daha Eşittir” temel
ilke olmuştur. Domuzların insanlarla ilişkileri oldukça ilerlemiştir. Bir gece
insanlar ve domuzlar çiftlik evinde yiyip içip eğlenirler, daha sonra kavgaya
tutuşurlar. Camdan içeri bakan diğer hayvanlar, onların yüzlerine baktıklarında
hangisinin insan hangisinin domuz olduğunu ayırt edemezler.
22 Eylül 2017 Cuma
ÇILGINLIĞIN ÖTESİ_Stephen King
✮✮✮
Polis kocası Norman Daniels’ın on
dört yıl boyunca sözlü ve fiziksel saldırılarına maruz kalan Rosie defalarca
hastaneye gitmek zorunda kalmıştır. Bebeğini düşürmüştür. Fakat onca yıl
boyunca kocasının kendisine çok daha kötü şeyler yapacağı korkusuyla ne
olanları başkasına anlatabilmiş ne de evden uzaklaşabilmiştir. Bir sabah
kalktığında yatağında bir damla kan görür. Norman’ın sinirlenmemesi için tüm
yatak takımını değiştirmesi gerekmektedir. Bir damla kan ve geçirdiği on dört
acı dolu yıl. Çantasını ve kocasının kredi kartını alarak evden ayrılır. Yol
üzerinde karttan bir miktar para çekerek kartı çöpe atar, terminale gider.
Bulabildiği ilk otobüsle batıda bir şehre gider. Otobüsten indiğinde ne
yapacağını bilemez haldedir. Yolculara Yardım bürosuna giderek şehre gelme
sebebini anlatır. Görevli onun gibi kadınlara yardım eden “Kızlar ve
Kızkardeşler” isimli bir sığınma evinin adresini verir. Rosie bu evde kalmaya
başlar. Paraya ihtiyaç duyduğunda evlilik yüzüğünü satmak için rehinciye gider,
Bill’le tanışır. Orada gördüğü bir tablodan çok etkilenir ve onu satın alır. İş
bulur,yeni bir daireye taşınır. Tabloyu odasına asar fakat her baktığında
tabloda küçük değişiklikler görür. Bir gece tablonun içine girer, tablodaki
kadın için bir iyilik yapar. Uyandığında olanları hatırlamaz. Fakat tabloya
baktıkça parça parça bazı anlar canlansa da rüya mı gerçek mi bilemez.Bu arada
Norman, karısının kaçmasına oldukça sinirlenmiştir.Kendisine ait olan biri,
üstelik de onun kartını alarak kaçmaya nasıl cesaret edebilmiştir.İş
arkadaşlarının her konuşmasını ve gülmesini üzerine alınır. Bunu Rosie’ye
ödetecektir. Onu bulacak ve onunla yakından konuşacaktır. Önce çöpe atılan kartı
bulur sonra Rosie’nin bindiği otobüsü. Onun yaşadığı şehre gelir ve yardım
istediğini düşünerek terminaldeki görevlinin evine gider. Onu öldürerek
Rosie’nin gittiği sığınma evini öğrenir. Sığınma evinin yardım kampanyası için
düzenlediği organizasyona kılık değiştirerek katılır. Rosie’nin geleceğinden
emindir. Fakat Rosie geç kalır ve Norman’ı sığınma evinden bir kadın tanır.
Arbede çıkar, polisler gelinceye dek Norman oradan uzaklaşır. Sığınma evine
giderek oranın yöneticisi olan kadını öldürür ve Rosie’nin ev adresini öğrenir.
Rosie’nin evi polis korumasında olsa da Norman iki polisi öldürür ve evin
tüm elektriklerini keser. Rosie tabloya girerek Norman’ı da oraya çeker.
Tabloda ki kadın Norman’ı öldürür. Rosie’nin yaptığı iyiliğin bedeli ödenmiştir.
Rosie tablodan çıkar ve onu yakar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
