7 Aralık 2018 Cuma

NECİP FAZIL - HİKAYELERİM

✮✮✮
"En dakik Şeriat mihengi" ne vurulduktan sonra bütünleştirilen ve bütünleştirilecek olan eserleri üzerinde bu ölçüyü devam ettirmeye başlar ve en titiz murakabeyi sürdürmek borcunu üstlenirken;
O'na...
Üstadımız, Güdücümüz, Varlık Vesilemiz'e...
Dost, düşman, sevgi, nefret;
"sema, toprak, güneş, dünya, Allah, Peygamber, kâinat öğreticim"ize...
En yakıcı hasret; ve dayanılmaz yalnızlığımızı dayanılır hale getiren "emanet"lerine sadakat yeminiyle..
Necip Fazıl Kısakürek'in 1925 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış bütün hikâyeleri…

4 Aralık 2018 Salı

ELVEDA GÜLSARI_Cengiz Aytmatov

✮✮✮✮
Tanabay ilçeye indiğinde, geceyi oğlunun evinde geçirmek niyetindeyken, gelininin söylediği sözlere katlanamaz ve geç bir saatte emektar atı Gülsarı’nın çektiği arabasıyla yola çıkar. Evine gece yarısı varacaktır ama işler planladığı gibi gitmez. Kendisi gibi atı Gülsarı da yaşlanmıştır. Yolun yarısına varmadan Gülsarı olduğu yere yığılır. Tanabay ıssız bir yerde kalmıştır. Hava da oldukça soğuktur. Bir ateş yakar ve paltosunu da Gülsarı’nın üzerine örter. Gülsarı son nefesini verinceye dek onun yanında bekler. Bu bekleyiş sırasında kimi tatlı kimi acı hatıralar canlanır gözünde. Gülsarı’yı savaştan döndükten sonra at korosında çalışmaya başladığında tanımıştır. Eşine ender rastlanacak değerli bir attır. Tanabay onunla çok yarışlar kazanır. Çok uzaktan görenler bile onu zarif ve hızlı koşuşundan tanırlar. Böyle meşhur olması üzerine parti ilçe başkanı onu binek atı olarak ister. Tanabay karşı çıkacak durumda değildir. Gülsarı sürekli kaçarak yılkıların arasına geri döner. Kaçmaması için ayakları demir kementlerle bağlanır, iğdiş edilir.  Tanabay onu bu halde görünce kendine hakim olamaz ve onu bu hale getirenlere ağzına geleni söyler. Tanabay koyun korosunda görevlendirilir. Yüz koyun için yüz yirmi yavru büyütecek ve koyun başına üç kg yün temin edecektir. Normal şartlar altında bile bunları gerçekleştirmesi çok zor iken o yıl kış erken gelir. Koyunlar ardarda doğum yapmaya başlarlar. Fakat açlıktan ve buz gibi soğuktan dolayı koyunların ve kuzuların birçoğu ölür. Ona koyunların kuzulayacakları zaman kullanması için tahsis edilen ağılın viran durumda olması, hava şartlarının bozukluğu, yardım için yanına verilen gençlerin işi bırakıp gitmeleri, her seferinde daha fazla ürün isteyen merkez yöneticilerinin problemlerine ilgisiz kalmaları moralini bozar. O günlerde teftişe gelen müfettişe patlar. Müfettişe yetkililer olarak sadece konuştuklarını, problemin çözümüne dair kafa yormadıklarını, hep daha fazla istemekten başka bir şey bilmediklerini söyler. Onlar için “yeni efendi” der. Tanabay bu sözleri üzerine devrim düşmanlığıyla suçlanır ve partiden atılır.

27 Kasım 2018 Salı

SEVGİ NEREDEYSE TANRI ORADADIR_Tolstoy

✮✮
Tolstoy'un ömrünün son yirmi beş yılında yazdığı "Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır", "Polikuşka", "Üç Ölüm", "Asuri Hükümdarı Asarhadon", "İlyas", "Büyükler Küçüklerden Akıllı Çıktı" ve "Tavuk Yumurtası Büyüklüğündeki Tohum" adlı öykülerden oluşmaktadır. "Sanat zenginlerin, aydınların elinde bir imtiyaz olmaktan kurtulmalı; insanların birbirleriyle kaynaşmasına, iyilik, hakikat, aşk yolunda yürümelerine yardım etmelidir." anlayışıyla yazılan bu öyküler, Tolstoy'un kötülüğe iyilikle karşı koymayı ve ruhun kurtuluşunu her şeyden üstün tutmayı ileri süren felsefesinin ürünüdür. 

25 Kasım 2018 Pazar

ACI KAHVE_Agatha Christie

✮✮
Bilim adamı Sir Claud Amory atom partikülleri üzerindeki araştırmaları sonucu şimdiye dek kullanılan tüm patlayıcılardan binlerce kez daha etkili bir bomba formülü oluşturur. Bu formül bir servet değerindedir. Amory, para için aile fertlerinden birinin formülü çalacağından korkar. Dedektif  Hercule Poirot’u formülü koruması ve yetkililere teslim etmesi için evine davet eder. Fakat dedektif eve varmak üzereyken formül çalınır. Amory evde yaşayan herkesi kütüphanede toplayarak formülün içlerinden biri tarafından çalındığını söyler. Uşağından odanın ışıklarının kapatılmasını ister. Formülü alan kişinin onu masaya bırakmasını, yoksa ışıklar açıldığında herkesin aranacağını bildirir. Işıklar yandığında masada bir zarf duruyordur ve Amory ölmüştür. Ölümünden hemen sonra Dedektif Poirot eve girer. Kütüphanede hepsi birliktedir. Masadaki zarfın içi boştur. Ertesi gün Sir Claud Amory’nin akşam yemeği sonrası içtiği kahveden zehirlenerek öldüğü anlaşılır. Dedektif onu kimin zehirlediğini ve formülü çaldığını araştırmaya başlar.

20 Kasım 2018 Salı

ŞEHİR MEKTUPLARI_Ahmet Rasim


Şehir Mektupları kitabı Ahmet Rasim’in doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul’dan her yönüyle bahsettiği şehir, kültür, sanat, insan merkezli onlarca mektubundan oluşmaktadır. 1890’lı yıllarda daha ziyade Malumat gazetesinde yayımlanan mektuplarında Adalar’dan, Bakırköy’den ve İstanbul’un çeşitli park ve bahçe alanlarından bahsederek, tasvirler yaparak İstanbul resmi çizer. Boğazdan ve mesire alanlarından haberler verir. Arkadaşlarıyla olan muhabbetini, şehrin güzelliklerini seyrederken karşılaştığı ilginç olayları anlatır. Şehirde yaşanan ramazan ve bayram günlerinden bahseder.

17 Kasım 2018 Cumartesi

BİR İDAM MAHKUMUNUN SON GÜNÜ_Victor Hugo

✮✮✮✮
İşlediği cinayet üzerine idam cezası alan mahkum –ne adını biliyoruz ne de cinayet işlemesinin sebebini- beş haftadan beri Bicetre hapishanesindedir. Bu süreyi sürekli ölümü düşünerek geçirmiştir. Ölümün kendisi gelmeden düşüncesi onu öldürmeye başlamıştır bile. Bu süreçte yaşadıklarını ve düşüncelerini yazmak ister. Kendisinden sonra bunları okuyanlar belki idam cezası hakkında düşünürler ümidi içindedir. İdam cezasının verildiği günden itibaren düşüncelerini, hislerini yazmaya başlar. Güzel, güneşli bir ağustos gününde idam cezası almasına -oysa idam cezaları karanlık ve hüzünlü bir salonda, yağmurlu ve soğuk bir kış gününde açıklanmaz mıydı- hapishaneye getirilmesine, odasında kendisinden önce kalan idam mahkumlarının duvarlarda bıraktıkları izlere, kürek cezası alan mahkumların gönderilmesine, vedalaşmak için getirilen üç yaşındaki kızına, idamdan önce rahiple olan görüşmelerine değinir. Ve her bir çeyrek saati onun için bir yıla denk olan son gününe…

13 Kasım 2018 Salı

DİŞİ KURDUN RÜYALARI_Cengiz Aytmatov

✮✮✮✮
Mujunkum bozkırında yaşayan kurtlar Akbar ve Taşçaynar’ın baharda üç yavrusu olur. Akbar yavruları büyüyünce onlarla birlikte avlanacakları günlerin hayalini kurar. Bir gün bozkırdayken anne ve babasından uzaklaşan kurt yavruları ilk kez bir insanla karşılaşır. İnsan, yavruları sevmeye çalışırken Akbar büyük bir hızla insanın üstüne atlar. İnsanın  başını tutup yere çökmesi üzerine son anda ona saldırmaz ve üstünden atlar. Yavruların alıp uzaklaşır. Yavru kurtlar büyüdüğünde kalabalık sayga sürüsüyle dolu geniş bozkırda ilk avlarına çıkarlar. Harekete geçecekleri anda helikopter ve kamyonla gelen avcılar belirir. Binlerce sayga öldürülür. Akbar, Taşçaynar ve yavruları kaçan sayga sürüsünün arasında kalırlar. Yavrulardan kimi ayaklar altında ezilirken kimi avcılar tarafından vurulur. Bu katliamda yer alan kişilerden biri de Tanrı düşüncesini çağa uydurmak gerektiğini iddia ettiği için papaz okulundan kovulan Abdias’tır. Devamında Abdias’ı Mujunkum bozkırındaki sayga avına sürükleyen olaylar anlatılır. Yıllar önce bu bozkırda kurt yavrularını sevmek isterken annelerinden canını zor kurtaran Abdias, av sonrası kan gölünün ortasında, avcıları Tanrı’ya el açmaya, nedamet getirmeye davet edince dövülerek öldürülür. Bu arada Aldaş gölü civarına yerleşen Akbar ve Taşçaynar'ın beş yavrusu daha olur. Ancak bölgenin altın bakımından zengin olduğu anlaşılınca insanlar bölgeye gelirler ve alanı temizlemek için yangın çıkarırlar. Yangının ortasında kalan kurtlar, yavrularını kaybederler. Kendileri göle atlayıp yüzerek kurtulurlar. Ala-mengü dağlarına yerleşen Akbar ve Taşçaynar’ın burada dört yavrusu olur. Bu yavruların da akıbeti iyi olmaz. Yavruları yuvada bırakıp ava çıktıkları bir gün ormandan geçen çoban Bazarbay, yavru kurtların sesini duyar. Satıp para kazanmak için dört yavru kurdu alır. Yol üzerinde çoban Boston’un evinde geceyi geçirir. Yavrularının kokusunu takip eden Akbar ve Taşçaynar, Boston’un evine kadar gelirler. Bundan sonraki bütün geceler Akbar ve Taşçaynar sabaha kadar Boston'un evinin yakınlarında ulumaya başlarlar. Boston, Bazarbay’dan kurt yavruları alıp yuvalarına geri götürmek ister ama o, çoktan yavruları satıp parasını yemiştir. Akbar ve Taşçaynar, yavrularının intikamını almak istercesine insanlara ve sürülere saldırırlar. Boston, kurtları tuzağa düşürür. Taşçaynar’ı öldürür. Akbar kaçar. Uzun süre Akbar ortalıkta görünmez. Bahar geldiğinde Boston, adamlarıyla sürüleri yaylaya doğru yola çıkarır. Kendisi de peşlerinden gidecektir. İnsanların ve köpeklerin olmamasından faydalanan Akbar çiftliğe gelir. Boston’un iki yaşındaki oğlunu dişlerinin arasına alıp dağlara doğru kaçmaya başlar. Boston acıyla Akbar'ın peşine düşer. Oğluna zarar vermek korkusuyla ateş edip etmemek konusunda tereddütlüdür. Fakat Akbar’ın oğlunu alıp götürmesine izin vermeyecektir. Ateş eder ve Akbar’ı vurur. Yanlarına gittiğinde Akbar’ın, oğlunun göğsünü delip geçen kurşunla vurulduğunu görür. Dünyası başına yıkılır, gözyaşlarına boğulur. Kendine geldiğinde tüfeğini alır, atına atlar, bütün bunların sorumlusu olan Bazarbay'ı öldürür. Artık onun için yaşamanın bir anlamı kalmamıştır. İçinde yanan ateşi söndürmek için göle gider, dalgalara doğru ilerler...