Uzun
yıllarını doktora çalışması için harcayan otuz iki yaşındaki Louise Antioche
artık harekete geçmek, hayata atılmak ister. Kendisini evlat edinmiş ailesinin
tavsiyesiyle kuş bilimci Max Böhm ile tanışır. Her yıl düzenli olarak
leyleklerin göç yollarını izleyen Max, kendi bölgesine gelen leyleklerin
ayaklarına halkalar takmıştır. Bu yıl halkalı leyleklerin hiçbiri geri
gelmemiştir. Max bunu çok şüpheli bulur. Leyleklere ne olduğunu öğrenmesi için
Louise ile anlaşır. Louise leyleklerin göç yollarını takip edecektir. Yolculuğa
çıkmadan kısa süre önce bir leylek yuvasında Max’ın cesedini bulur. Otopside
Max’ın kalp nakli olduğu ortaya çıkar ama bu nakille ilgili hiçbir kayıt
bulunamaz. Louise yola çıkar. Göç yolları üzerinde uğradığı her şehirde Max’ın
leyleklerini takip eden kuşbilimciler ona yardımcı olurlar. Kimi yerlerde ona
yardımcı olan insanlar öldürülür. Louise’i de öldürmek isterler. Leylekleri
takip ederek İsrail’e gelen Louise araştırmaları sonucunda leyleklerin
ayaklarındaki halkalar aracılığıyla elmas kaçakçılığı yapıldığını öğrenir. Bundan
sonraki durağı Orta Afrika Cumhuriyetindeki elmas madenleridir. Bu madenleri
Otto Kiefer isminde biri yönetmektedir. Max Böhl de burada çalışmıştır. Louise
burada Max Böhl ile ilgili bilgilere ulaşır. Max Böhl’e kalp nakli burada
Fransız bir doktor tarafından yapılmıştır. Nakledilen bu kalp Max’ın oğlundan
alınmıştır. Max’ın oğlu kayıtlarda hayvan saldırısı sonucunda öldü olarak
gösterilmiştir. Louise elmas madenlerine giderken konakladığı bir kampta genç
bir kız ölmüştür. Hayvanlar tarafından öldürüldüğü söylendiğinde Louise
şüphelenir ve cesedi inceler. Kalbi gayet ustalıkla çıkarılmıştır. Max Böhm
yalnızca elmas kaçakçılığına değil organ hırsızlığına da karışmıştır. Max
öldüğüne göre artık Louise, Max’a kalp naklini yapan, organ hırsızlığının
arkasında olan doktorun peşine düşecektir.
"Kitap okuru ölene kadar binlerce farklı hayat yaşar. Hiç kitap okumayan biri ise sadece tek bir hayat yaşar."
7 Kasım 2018 Çarşamba
28 Ekim 2018 Pazar
ONUNCU KÖY_Fakir Baykurt
✮✮✮✮
Damalı köyünde
görev yapan öğretmen tüm köylüler tarafından sevilmekte ve saygı görmektedir. Fakat o, köyün zenginlerinden Durana ile ters
düşer. Durana kızını okula göndermek istemez, dedesinden kaldığını iddia ederek
tüm köylünün kullandığı merayı çevirip kendine tarla yapar. Köylü birlik olup
tarlasını bozunca, Durana bu işten öğretmeni
sorumlu tutar. Bir gece düğünden dönen öğretmene dayak attırır. Köylüler ertesi
sabah dere yatağında bulurlar öğretmeni, oldukça hırpalanmıştır. Herkes bu işin
kimin başının altından çıktığını bilir ama ispat edemezler. Durana’dan
şikayetçi olurlar. Durana ise Ankara ile arası iyi olan ahbabı Yunus Bey’e
gider. Öğretmenin köyde rahat durmadığını, insanların arasını açtığını,
çocuklara bir şey öğretmediğini, böyle giderse köyde öğretmen yüzünden cinayet
çıkacağını anlatır. Yunus Bey siyasi gücünü kullanarak öğretmenin başka bir köye
görevlendirilmesini sağlar. Ne savcılık, ne kaymakam ne de milli eğitim memuru
öğretmene destek olur. Haksızlığa uğrayan ve siyasi güç karşısında destek
bulamayan öğretmen görevlendirildiği köye gitmez. Öğretmenlikten ayrılarak Ortaköy
isimli bir köyde demircilik yapmaya başlar.
Kısa zamanda burada da sevdirir kendini. Zamanla gözü açılan köylüler,
ilçede yaşayan beylerin başıboş bırakılmış topraklarını sürerler. Yetişen
ekinlerden de Bey’e pay vermezler. Öğretmen
yine şikayet edilir. Ona zarar gelebileceği gerekçesiyle bu köyden de
ayrılması istenir. Korkusu dayak yemek ya da ölmek değildir. Sadece bu ülkenin
aydınlandığını görmeden ölmek istemez. Evleneceği Gülşen’i de yanına alarak Ortaköy’den
ayrılır. İki günlük yürüyüşün ardından Yaşarköy’e gelirler. Burası öğretmenin
geldiği onuncu köydür.
21 Ekim 2018 Pazar
KÜRK MANTOLU MADONNA_Sabahattin Ali
✮✮✮
İşini kaybeden ve uzun uğraşlarına rağmen hala iş bulamayan
Rasim, bir gün eski arkadaşı Hamdi’yle karşılaşır. İşsiz olduğunu öğrenen
arkadaşı ona yönetici olduğu yerde bir iş ayarlar. Getir-götür işleri yapacak,
çevirmen Raif Efendi denen orta yaşlı, sessiz, sakin bir adamla aynı odada
çalışacaktır. Rasim bir süre Raif Efendiyle iletişim kurmaya çalışır fakat
karşılık bulamayınca aynı odada birbirlerinden habersizmişçesine kendi
işleriyle ilgilenir. Bir gün Raif Efendinin Hamdi’yi çizdiği bir karikatürle
karşılaşır. Hamdi’nin karakterini öyle iyi yansıtmıştır ki Rasim, bu sessiz
adamın içinde apayrı bir dünya olduğunu düşünür. Onunla daha çok ilgilenir,
arkadaşı olmaya çalışır. Raif Efendi'nin hastalanıp işe gelmediği günlerden
birinde, yapılacak bir çevirinin götürülmesi için Rasim, Raif Efendi'nin evinin
yolunu tutar. İçeri adımını atar atmaz, Raif
Efendi'nin içine kapanıklığının sebebini anlamıştır. Bu zavallı adam üç
kuruşluk maaşıyla oldukça kalabalık bir evin geçimini sağlamasına rağmen
sürekli ezilmekte ve saygı görmemektedir. Çok hasta olan Raif Efendi, Rasim'den
iş yerindeki çekmecesinden eşyalarını getirmesini rica eder. Rasim'in
çekmecedeki eşyaların içinde Raif Efendi’nin bir defterini bulur. Eşyaları eve getirdiğinde
Raif Efendi Rasim’den defteri yakmasını ister. Raif Efendi’yi tanımak ve
anlamak isteyen Rasim defterin bir gece kendisinde kalmasını rica eder. Bundan
sonraki bölüm genç yaşında Berlin’e okumaya gönderilen Raif’in bir sergi
salonunda görür görmez etkisinde kaldığı Kürk Mantolu Madonna tablosundaki
kadın ile tanışmasını, aşk hikayesini ve hüsranını yazdığı defteridir. O gece
defteri okuyan Rasim ertesi gün defteri vermek için geldiğinde Raif Efendi'nin
cenazesi ile karşılaşır.
14 Ekim 2018 Pazar
YORGUN SAVAŞÇI_Kemal Tahir
✮✮✮✮
Cepheden yeni dönen Topçu Yüzbaşı Cemil, İstanbul’da teyzesinin
evine yerleşir. Teyzesinin kızı Neriman’la evlilik planları yapmaktadırlar.
Evlerine misafir bekledikleri bir akşam pencereden sokakta bir kargaşaya şahit
olurlar. Polisler tarafından kovalan bir adam kaçacak yeri kalmayınca intihar
eder. Cemil dışında evdeki hiç kimse bu kişinin misafir olarak bekledikleri ittihatçıların
kodamanlarından Doktor Reşit Bey olduğunu bilmez. Ermenileri öldürme işinden
suçlu bulunup hapse atılan Reşit Bey oradan kaçırıldığında bir süre saklanması
için Cemil’in kaldığı eve gelecektir fakat ulaşamadan ölür. Savaşın
kaybedilmesinden, ülkenin işgalinden, imparatorluğun yıkılacak hale gelmesinden
sorumlu tutulan ittihatçıların avlanma dönemidir. İttihatçıların kimi
yurt dışına çıkmış, kimi tutuklanmış, kimi sürgüne gönderilmiş, kimi de
yakalanmamak için sürekli gizlenmek zorunda kalmıştır. Reşit Bey’in kaçmasını
sağlayan Patriyot Ömer, polisler tarafından aranmaktadır. Cemil, Neriman’la
birlikte Patriyot’u saklandığı yerden çıkarırlar ve daha güvenli olduğunu
düşündükleri bir eve yerleştirirler. Bu arada Reşit Bey’in de Cemil’in evine
geleceği de ortaya çıkınca Cemil evine dönemez. Bir süre saklandıktan
sonra Bandırma’ya geçer. Bundan sonra görevi,
Mustafa Kemal’in emrinde, bu bölgedeki halkı örgütlemek ve direnişe
hazırlamaktır.
20 Eylül 2018 Perşembe
KÖRLÜK_Jose Saramago
✮✮✮✮
Kırmızı ışıkta arabasıyla bekleyen bir adam
beklenmedik bir anda kör olur. Ona yardım etmek için evine götüren ve arabasını
çalan hırsız, onu muayene eden göz doktoru ve sekreteri, muayene sırasında
orada sıra bekleyen koyu renk gözlüklü kız, şehla bakışlı küçük çocuk, gözünün
teki bantlı yaşlı adam ve ilk kör olan adamın karısı da kör olunca devlet bunun
bir salgın olduğunu düşünerek bu insanları daha önce boşaltılmış olan bir akıl
hastanesinde karantinaya alır. Kocasını yalnız bırakmak istemeyen doktorun
karısı da kör olduğunu söyleyerek onlarla birlikte hastaneye gider. Körlük inanılmaz bir hızla yayılırken, akıl
hastanesinin nüfusu da sürekli artmaktadır. Dışarı çıkmamaları için kapıda askerler
nöbet tutar. Her gün getirilen yiyecek kasaları dışında hiçbir konuda dışarıdan yardım almaları mümkün değildir. Gün geçtikçe kasalar artan nüfusa yeterli gelmez. Kimi günlerde hiç yiyecek gelmez. Zamanla
yiyecek dağıtımıyla ilgili sorunlar baş gösterir. İçeriye silah sokmuş bir kör
önderliğinde oluşan çete, gelen tüm yiyeceklere el koyarlar. Yiyecek karşılığında diğer körlerden değerli
eşyalarını isterler. Ve hatta kadınların zaman zaman kendilerini ziyaret
etmesini. Doktorun karısının kimse bilmese de görüyor olması onu ve doktoru doğal
bir lider haline getirmiştir. Fakat çetenin baskısı gün geçtikçe artar. Aç
kalan grup çetenin elindeki yiyecekleri almak için saldırdığında yangın çıkar.
Ellerindeki yiyecekleri korumak için koğuşun tek giriş noktasına demir
ranzalardan barikat kuran çete üyeleri dışarı çıkamazlar. Çete üyeleriyle
birlikte birçok kör daha ölür, hastane kullanılamayacak durumdadır. Körler dışarı
çıktıklarında ülkedeki tüm insanların kör olduğunu öğrenirler. Tüm caddeler terk edilmiş
taşıtlar, çöp, pislik, ölü insanlar ve onları yiyerek semizleşen köpeklerle doludur.
Her ev, her market yağmalanmıştır. Doktor
ve karısı, ilk kör ve karısı, koyu renk gözlüklü kız, şehla bakışlı çocuk, tek
gözü bantlı yaşlı adam birlikte hareket etmeye karar verirler.
12 Eylül 2018 Çarşamba
GURBET KUŞLARI_Orhan Kemal
✮✮
Sivas’taki
köyünden her yıl çalışmak için Çukurova'ya inen duvar ustası İflahsızın Yusuf’un
oğlu Memed çalışmak için İstanbul’daki köylüsü Gafur’un yanına gider. Annesinin
ölümü yüzünden o yıl, babası diğer üç çocuğunun başında köyde kalacağından, çalışmak
büyük oğul Memed’e düşmüştür. İki yıl önce, İstanbul'a gelmesi için Memed’e
mektup yazan Gafur şimdi iş olmadığı bahanesiyle Memed'i ortada bırakır.
Gidecek yeri olmayan Memed’e hamal Veli destek olur. Bir handa düşük ücretle
kalacak yer ayarlar. Orada kalan diğer işçilerin yardımıyla inşaatta iş bulur. Gayretli
ve çalışkandır. Okuma yazma öğrenir, duvar ustasının yanında çalışmaya başlar. Çalıştığı inşaatın
karşısındaki köşkte hizmetçilik yapan Ayşe’ye gönül düşürür. Köşk, Gafur’un
patronuna aittir. Köşkte kalan Gafur’un Ayşe’de gözü vardır fakat Ayşe
kendisine yüz vermediği için sağda solda onun dedikodusunu yapar. Gafur
işyerinde anlaşmazlık yaşadığı katibi yaralayarak hapise düşer. Çıktığında
Memed ile Ayşe evlenmiştir. Köşkteki odasına onlar yerleşmiştir, üstelik Memed’in
köydeki babası ve kardeşleri de İstanbul’a gelmişler, köşkte yaşamaya
başlamışlardır. Gafur’un işini de şimdi Memed yürütmektedir. Anlayış farkı, particilik
ve Ayşe yüzünden Memed’in babası ile arası açılır. İşinden ve köşkten ayrılarak
bir gecekonduya taşınır, inşaat işçiliğine geri döner. Tek istediği kendine ait
bir gecekonduya sahip olmaktır. Gafur ise Memed’e kin doludur. Ayşe ile ilgili
olmadık laflarla Memed’in babasını doldurur, Memed’in kız kardeşine göz koyar.
Memed’le Ayşe’nin biriktirdikleri paraların üstüne borç alarak yapmaya çalıştıkları
gecekonduyu zabıtaya şikayet ederek yıkılmasını sağlar.
2 Eylül 2018 Pazar
BABAYA MEKTUP_Franz Kafka
“Çok sevgili
baba,
Geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun.
Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana
karşı duyduğum bu korku yüzünden, kısmen de bu korkuyu gerekçelendirmek üzere,
konuşurken toparlayabileceğimden çok daha fazla ayrıntı gerektiği için..."
Franz Kafka, 1919'da dinlenmek üzere gittiği Schelesen'de Julie Wohryzek adında
bir kızla tanışıp nişanlanır. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu
nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka'ya yanıtıdır. Kafka'nın yayınlamak
amacıyla değil, babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için
yazdığı, ama hiç göndermediği bu mektup, hem Kafka'nın yaşamöyküsüne açıklıklar
getirmesi, hem de kimi izleklerinin ipuçlarını barındırması açısından büyük önem
taşır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
